KURBAN BAYRAMI

  8 Ağustos 2019 Perşembe (1 hafta önce)
 159
Mehmet Ali ÇAKIR
Mehmet Ali ÇAKIR

KURBAN BAYRAMI

 

Kurban Bayramı’nı kutlayacağız. Kurban ve akraba aynı kökten kurb’dan geliyor; yakınlık demek. Kurban da Allah(c.c.)’ a yaklaştıran şey demek. Neredeyse tüm inançlarda şu veya bu şekilde kurban ibadeti var, tanrılara adanıyor.

  Bizim inancımızda kurban, Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail’i , Allah(c.c.)’a adamasının  sembolü.

“ İsmail, İbrahim için, sadece bir baba için oğlun ifade ettiği şey değildi, bir ömür beklemenin sonucu idi. Bir asırlık acı ve ızdırabın mükâfatı, macera dolu bir hayatın meyvesi, yaşlı bir babanın tek genç oğlu, acı bir umutsuzluktan sonra tatlı bir umut.”

Hz. İbrahim, kendisi için bu kadar kıymetli olan varlığını ciğerparesini, kurban etmek üzere yola çıktığında şeytan sırasıyla Hz. İbrahim’i, Hz. İsmail’i ve Hz. Hacer validemizi, çıktıkları yoldan vazgeçirmek için çabaladı, başaramadı. Durumu babasından öğrenen Hz. İsmail, “ Babacığım!Sanaemrolunanı, yap! İnşaallah beni, sabredenlerden bulacaksın! Allah’ın emrine boyun eğ! Her iyilik, Rabb’inin emrine boyun eğmektedir!” diye babasıyla aynı tevekkülü gösterdi.

 Hz. İbrahim ‘in İsmail vardı. Bizim İsmail’imiz nedir? Kendimiz mi, ailemiz mi, mesleğimiz, servetimiz, haysiyetimiz mi? Hz. İbrahim, zor bulduğu evlâdından vazgeçerken biz değer verdiğimiz hangi şeylerden, varlığımızdan vazgeçebiliyoruz. Kurban ibadetine bu gözle bakabiliyor muyuz?

Kendi adıma söylersem, ben maalesef böyle bakamıyorum. Kurban alırken, cebimden kaç lira daha eksik çıkar onun hesabını yapıyorum. Aldığım kurbana verdiğim para ile kasaptan et alsaydım arada fark olacak mı, olmayacak mı, kârda mıyım, zararda mıyım ona bakıyorum. Kurbanı gözümle görüp almak yerine zahmete girmeyip, iyilik yapıyor görüntüsüyle vekâlet veriyorum. Kurban kesilirken görmüyor, hayvan boğazlanınca, canını verirken nasıl bir ızdırap çekiyor haberim olmuyor. Bunları görmediğimde de aslında Cenab-ıHakk, lütfetmemiş, bağışlamamış olsaydı, Hz. İbrahim, ciğerparesini boğazladığında hem kendisi hem oğulcuğu nasıl bir halde olacaklardı duyamıyor, hissedemiyorum. Kısacası yasak savıyorum. “ Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız ulaşır….(22/37)ilâhi emrine mazhar olamıyorum. Elimden geleni, yapabilecek olduğum şeyleri de yapmıyor, Allah(c.c.)’nınlütf-u keremine sığınıyorum.

Ne mutlu Hz. İbrahim’in şuurunda olanlara.

ESKİ BAYRAMLAR

Niçin,  nerede o eski bayramlar, dediğimizi hep düşünürdüm. Yavaş yavaş daha iyi anlıyorum. Eski bayramlarda daha çok bayram coşkusu, daha çok hatır gönül sorma, daha çok paylaşma varmış . Bayramlar, tatile denk gelmiyormuş.  Gelenektir; arife günü ikindiden sonra veya bayram namazından çıktıktan sonra, ahirete gidenlerimizi ziyaret eder, ruhlarına Fatiha okur, dualar ederiz.  Bir arkadaşımızın babasının vefatı sebebiyle bulunduğumuz ortamda anlattılar;otomobilin bu kadar yaygın olmadığı günlerde, Develik Mahallesi’nde oturan ve sebzecilik yapan Erdinçler, bayram sabahı kamyonlarını caminin önüne getirirlermiş. Namazdan çıkan cemaati topluca kamyona bindirip Sarıtopraklık Mezarlığı’na götürürleşmiş. Orada herkes, kabir ziyareti yapar sonra da dönerlermiş. Sanırım eski bayramlar bunun için özleniyor. Ahh! Nerede o eski bayramlar, diyoruz. Erdinçler’in geçmişlerine ve tüm geçmişlerimize rahmet olsun.

Bayramınız mübarek olsun.

 

Yorumlar