Son Irmak Kuruduğunda…

  8 Kasım 2008 Cumartesi (10 yıl önce)
 8461
Yusuf Kenan Yılmaz
Yusuf Kenan Yılmaz
Kızılderili Hopi kabilesinin reisi tarihe geçen şu cümleyi söylediğinde, geleceği bekleyen felaketin haberini veriyordu;
“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak…“
İnsanoğlu para ve ihtiyaçlar için doğayı katlediyor.
Elbette doğanın nimetlerinden yararlanacağız, buna kimsenin itirazı yok.
Ama Türkiye'de açılan taş ocağı sayısının her geçen gün artması ve üstelik bu ocakların doğaya ve çevreye zarar verdikleri hemen her şehirden yükselen çığlıklarla iyice fark ediliyor.
Taş ocakları dağların belli kesimlerinde dinamitle patlatılan kayaların ocaklarda işlenerek belirli büyüklüklerde satılması için kurulmuş işletmeler.
Bu işletmeler, ormanlık alanlara büyük zararlar verdikleri gibi, büyük gürültü kirliliğine ve araç trafiğine neden oluyor.
Ocağa gidecek kamyonlar için yapılan toprak yollardan kalkan toz, patlamalardan etrafa yayılan taş parçaları, yer sarsıntısı ve patlamalar çevredeki yerleşim birimlerindeki vatandaşların büyük tepkisine neden oluyor.
Barınma, huzur ve güvenlik Anayasal haklarımızdır.
Hiç kimse oturduğu bölgede gece geç saatlere kadar şiddetli patlamaların olmasını, başlarına toz yağmasını ve daha önce son derece sakin olan çevrelerinde büyük bir gürültüyle kamyon trafiğinin oluşmasını istemez.
Bu en doğal vatandaşlık hakkıdır.
Hele bir de o yerleşim biriminin hayvancılıkla geçindiğini ve hayvanlarını taş ocağı güzergahı üzerindeki merada otlattığını düşünürsek durum iyice karışık bir hal almış demektir.
Burada çatışma kaçınılmazdır.
İnsanlar evlerini, yurtlarını terk etmeyeceklerine göre, bu zulmü bitirmek için ellerinden geleni yapacaklardır, kimse kusura bakmasın.
Ellerinde çevre raporları da olsa, ruhsatları da olsa, ataları yüzyıllardır bu topraklarda oturan insanların yaşamlarını zehir etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Kaldı ki, Akdağmadeni'ndeki Gökdere köyümüzün sakinleri, ocakla ilgili tepkilerini daha önce de kamu yetkililerine duyurduklarını ancak kimsenin kendilerini dikkate almadığını söylüyor.
O zaman yargıya gitmekten başka çare kalmıyor.
Gökdere köylümüz, kendi yaşam alanlarına böylesine olumsuz bir müdahalenin peşini bırakmamak konusunda son derece kararlı.
Bu tür izinlerin verilmesi konusunda yetkili mercilerin de, bölge insanını göz önüne alarak adımlar atmasını temenni ediyorum.
Türkiye'de bu hassaslık gösterilmediği sürece, köylü ayaklandı, taşocağı isyanı, jandarma köylüye müdahale etti gibi haberler gazete manşetlerinde yer almayı sürdürecektir.
Basının halkın aynası olduğunu hesaba katarsak, vatandaşın aşını, işini, huzurunu, güvenliğini tehdit edecek her uygulamanın dördüncü kuvvet tarafından eleştirileceği de göz ardı edilmemelidir.
Yozgat ve Yozgat ile ilgili konularda yazmaya devam edeceğiz…
Yorumlar