YOZGATLININ BİLMEDİĞİ ŞAİR GÜLTEN AKIN

  7 Kasım 2019 Perşembe (2 hafta önce)
 197
Mehmet Ali ÇAKIR
Mehmet Ali ÇAKIR

YOZGATLININ BİLMEDİĞİ ŞAİR GÜLTEN AKIN

  Ölüm yıldönümü olan 4 Kasım münasebetiyle Gülten Akın hakkında yazmaya karar vermiştim. Çamlık Gazetesi’nden değerli Yahya Aksoy Bey, benden önce davranmış ve yazmış. Yazısının başlığı da Unutulmayan Şair Gülten Akın Uzun Yağmurlardan Sonra. Ben de kendisindenilham alarak başlık attım.

  Şiir okumayı severim ama sıklıkla takip ettiğim bir edebî tür değildir. Şair isimlerini de ortalama herkesin bildiği kadar bilirim. Gülten Akın ismine, ilk rastlamam,  şehircilikle ilgili bir toplantıda yapacağım konuşma için hazırlanırken oldu. Kıymetli Hüsrev Hatemi Hoca’nın, Hoşça Bak Zatına isimli eserinde, içerisinde Çapanoğlu geçen şiiri ve Gülten Akın ismini görünce merak ettim, hayat hikâyesine baktım.

 Gülten Akın,  23 Ocak 1933 yılında Yozgat'ta doğmuş. Ortaöğrenimini Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi 'nde tamamlamış. 1955'te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmiş. 1956 yılında evlenip kaymakam olan eşinin görevi nedeniyle Anadolu'nun çeşitli ilçelerinde yaşamış ve bu sırada yardımcı avukatlık, avukatlık ve öğretmenlik yapmış.

1972'de Ankara'ya yerleşerek Türk Dil Kurumu Derleme ve Tarama Kolu'nda çalışan Gülten Akın,  Kültür Bakanlığı Yayın Danışma Kurulu üyeliği de yapıp, Demokratik kitle örgütlerinin yeniden kuruluşu çalışmalarına katılmış, İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev almış.

İlk şiiri 1951'de yayımlanan Gülten Akın’ın şiirleri ardından Ardından Hisar, Varlık, Yeditepe, Türk Dili, Mülkiye gibi dergilerde çıkmıştır. Başlarda şiirlerinin konusu doğa, aşk, ayrılık, özlem iken, daha sonraları ise toplumsal sorunlar ağır basmış. 1980 öncesinde halkın yaşadıkları, onun da hayatına ve şiirine yansımış,daha sonraki şiirlerinde toplumsal sorunlara yönelmiştir.

Şiirleri pek çok dile çevrilen ve kırktan fazla şiiri bestelenen Gülten Akın’ın, bestelenen şiirlerinden biri, Sezen Aksu'nun 1993 tarihli albümüne adını veren Deli Kızın Türküsüdür. Gülten Akın, 4 Kasım 2015’te hayata gözlerini yummuştur.

  Toplumsal meseleler içinde çarpık yapılaşmadan rahatsız olan Gülten Akın bu konuda;

“Evleri yüksek kurdular /Önlerinde uzun balkon

   Sular aşağıda kaldı / Aşağıda kaldı ağaçlar

   Evleri yüksek kurdular / On bin basamak merdiven

   Bakışlar uzakta kaldı / Uzakta kaldı dostluklar

 

  Evleri yüksek kurdular /Cama, betona boğdular

  Usumuzdaydı unuttuk

  Topraktan uzakta kaldı/  Toprağa bağlı olanlar.”

  Muhtemelen uzun bir ayrılıktan sonra Yozgat’a gelen ve ayrıldığı Yozgat’ı bulamayan Gülten Akın, duygularını;

“Doğduğum kente gittimdi, bazı pasları silmeye/Yerinde görmeye bazı taşları, bazı oyukları v.b.

Saçlarımı yine uzun tuttumdu bir ağırlık olsun diye / Dışarlıklı bir pabuç giydimdi

Yitmesin gelişim diye tozda toprakta/Beni kentin dışında durdular karşılamaya

Çevirip yöremi ayrıladılar/Sanmazdım konuk olayım çocukluğuma

Geri göndermenin ilk adımı olsun hiç sanmazdım /Yengelerim için karşılama

Sanmazdım çocukları asfalta ve parka başlatsınlar / Oteller hanlar yapsınlar canım viraneliklere

Pastalar, vitrinler çiğdem pilavına karşı /Sanmazdım kar yerine buzdan dondurma

Bir tek Çapanoğlu kalmasın Yozgat'ta /Dedem ölmüş ninem ölmüş annem ölmüş

Giremedim eski evimize /Dedem ki karşı durmuştu yıllarca

Tütünün ve ağıdın yıkımına /Ninem ki karşı durmuştu yıllarca

Yokluğun ve dedemin yıkımına /Annem ki karşı durmuştu yıllarca

Onulmaz bir inceliğin yıkımına

Gülten'i Yozgatlı demesinler bundan böyle /Nerde ölürsem oralı olayım

Doğularda, yolsuz dağların /Soğuk suların başında öleyim.”şiiriyle dile getirmiştir.

  Bizler de “Gülten'i Yozgatlı” bilmedik, onu tanımadık, anmadık, anamadık.Sadece Gülten Akın’dan değil, Abbas Sayar’dan, Şükrü Erbaş’tan da haberimiz olmadı.

  Sadece Gülten Akın’ı değil, Yozgatlı, Yozgat’ın yetiştirdiği   tüm değerleri tanımak ve gelecek nesillere tanıtmak görevimiz  olmalıdır. Bunun için Millî Eğitim Müdürlüğümüz, edebiyat ve Türkçe öğretmenlerimize görev vermeli. Müfredat dışı bile olsa hiç olmazsa bir ders saati bu değerlerin tanıtımına ayrılmalıdır. Biz başta kendimizi ve en yakın çevremizi tanımıyorsak daha uzak çevreleri ve dünyayı tanıyamayız.

 

 

Yorumlar