ADAY...

Abone Ol

14 Mayıs’ın süreci işliyor.
Siyasi partilerin ‘aday’ arayışı sürüyor.
İçlerinden birilerine ‘adaylarımız’ denecek.
Ya da bugün akıllardaki isim ‘aday’ olarak lanse edilecek.
Diğerleri siyasetin garnitürü olacak.
Hepsi o…
*
Yozgat’ta siyasi beklentiler değişmez.
Önceden kafalara kazılan isimler ön planda tutular.
Karşısına rakip olabilecek adaylar, birbirleriyle yarıştırılır.
Temayül.
Kamuoyu yoklaması.
Teşkilatların görüşleri.
Masaya yatırılır.
Yine de herkes bildiğini okur.
*
Neden?
*
Aday zaten bellidir.
Genel merkeze yakın.
Teşkilatlar üzerinde etkisi olan.
‘Güç’ odaklı.
‘Aday’ ortaya konur.
‘Benim adayım…’
Pardon…
‘Bizim adayımız’ olur.
İyi mi?
*
Yozgat’a seçime yönelik çalışmalar devam ediyor.
Çalışacak.
Proje üretecek.
Plan yapacak.
Kente farklılık kazandıracakların pek hükmü yoktur.
Siyasi anlayışla ‘particilik’ ağır basmaktadır.
Bugün de aynı anlayış içerisinde girilmektedir.
‘Benim’ ya da ‘bizim’ adayımız vurgulanacaktır.
Seçmenin önüne ‘budur’ diyerek, konulacaktır.
Hoş…
Seçmenin pek seçiciliği yoktur.
Kendisini temsil edecek.
Beklentilerini.
Taleplerini.
Sorunlarına çözüm bulacak ‘isimleri’ belirleme şansını hiç bulamamaştır.
Sözde temayüllerle.
Sözde anketlerle.
Sözde tercihlere göre hareket edip.
Partisinin gösterdiği isim/isimlere odaklanacaktır.
Doğruluğunu.
Yanlışlığını hesap etmeden ‘oyunu’ kullanacaktır.
*
'Aday' mevzusunun temeli...
Siyasete yaşatılan erozyondur.
'Hatıra kalsın' deyip aday adayı olanlara kapı açmaktır.
Aday olduğu partisinin, teşkilat binasını arayanlara kapı aralamaktır.
Partinin yolunu unutanlara sımsıkı sarılmaktır.
Seçimden seçime Yozgat'a yolu düşenleri kucaklamaktır.
Makam beklentilerine cevap vermektir.
CV oluşturmak için yaklaşım gösterenlere yol vermektir.
Kartvizit hazırlamaktır.
7 Haziran...
1 Kasım...
24 Haziran...
31 Mart...
'Aday'ların en iyi anlatıldığı tarihlerdir.
*
Anlatabildim mi?