KANDIRILDIK

 23 Mayıs 2022 Pazartesi (1 ay önce)
 285
Melike Aslı Arslan
Melike Aslı Arslan

Kandırılıyoruz,
Kandırılmaya ihtiyaç duyuyoruz.
Son zamanlarda edindiğim tecrübelere bakarak söylemem gerekirse,
Kandırılmak kolay geliyor.
Sorunlardan kaçarak üstünü örtmemizi sağlıyor.
Sağlıklı olmayan bu zihin oyununu görmek dahi zor gelir bazılarımıza…
Bu söylediklerim sadece özel hayatta da kalmıyor.
Gün içerisinde; sosyal hayatımızda, iş yerimizde vb. bütün alanlarda kandırılmak işimize geliyor.
Aslında en önemlisi,
Siyasiler tarafından da kandırılıyoruz.
Siyasete tanım olarak baktığınızda şu ifadelere rastlarsınız; “Devletin idari kademelerinde yer alan politikacıların ülkenin yönetimi, ekonomisi ve güvenliği kapsamında sürdürdüğü çalışmalara siyaset adı verilir.”
Siyasetin hep kirli bir oyun olduğu inancıyla yaşadım ve siyasetten uzak kaldım.
Fakat yine gözlemlediğim kadarıyla kirli bir oyundan daha fazlası…!
***
Retorik kelimesini muhakkak duymuşsunuzdur.
Retorik eski ismiyle Belâgat, etkileyici ve ikna edici konuşma sanatı olarak tanımlanır.
Birçok yerde kullanılan RETORİK siyaset için vazgeçilmez bir araçtır.
Bu araç ile vatandaşlar olan doğruya değil istenilen doğruya ikna edilir.
Bu aracı en iyi kullanan siyasetçilerden birisi de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Retorik bir başka şekilde örneklendirmek gerekirse maskeleme yöntemidir.
Bu maskeleme yöntemiyle vatandaşlar kandırılmaya çalışılır.
İşte burada iş vatandaşa düşüyor.
Vatandaş ne kadar sorgularsa doğruyu görmekte de o kadar zorlanmaz.
Ama ne yazık ki sorgulama kısmında hep zayıf kalıyoruz.
Yani kandırılmak kolay geliyor.
Kolay olana kaçıyoruz.
***
Yozgat’ta bu söylediklerimden nasibini alıyor.
Vatandaşımız kolay olana tamah ediyor.
Doğruları yazsan, “Muhakkak bir alıp veremediğiniz vardır” deniliyor; yazmasan, “Doğruları yazmıyorsunuz, insanları kandırıyorsunuz” diyerek eleştiriliyoruz.
Eleştiri güzel şey elbette, olması gereken ve sorgulamayı gerektiren...
Ama o noktada sıkıntılarımız var.
Şahıslar sadece eleştirmek için eleştiriyor.
Eleştirilerin bazıları ise yine siyasi yandaşlık güdüyor.
Ne Türkiye’yi ne de YOZGAT’I düşünen yok.
Hatta bazı sosyal medya araçlarından kişiliğini gizleyerek (KORKARAK) Yozgat’ta yapılan uygulamalar eleştiriliyor.
Korkuyu anlarım ama bir kişinin şakşakçısı olup diğer bir kişiyi sırf bu yüzden yermeyi anlayamam.
Dedim ya eleştirmek güzel şey ve bir şahısın her yaptığı uygulama güzel olacak diye bir kaide yok.
Yanlış olduğu noktalar kaleme alınır, takdir de vatandaşa bırakılır.
Lakin bu olayı dosdoğru yapan bulmak imkânsız…
Bu noktada kişinin kendisi devreye girmeli ve çözümleme yapmayı öğrenmeli…
Bir kişiyle kötü oldum diye o kişinin iyi uygulamalarını ‘çöp’ niyetiyle görmemeli ya da bir kişiyle iyiyim diye o kişinin kötü uygulamalarını eleştirmekten kaçınmamalı…
Siyasetin sahteliğinde kaybolanlara da ayrı bir parantez açmak lazım.
Makam sevdası gütmeden, o mevkiinin gerçekten hakkını vererek çalışmalarını sürdüren bir insan ne yazık ki tanıyamadım.
Maalesef durum bu…
Bizler birey olarak ne kadar sorgulayıcı olur ve ne kadar araştırırsak bulunduğumuz memleketi de o kadar yüceltiriz.
Sorgulayıcı birey olmak zor ve yorucu…
Ama zor olan her şeyin sonu güzeldir.
Güzel bir dünyada yaşamak isteniliyorsa ilk önce kendinden başlayıp sonra da çevreye bakıp sorgulamak gerek.
Sorgulayan bir insan olmak ve olmanız dileğiyle…
IŞIĞINIZ KALBİNİZ OLSUN…

Yorumlar