Küresel piyasalarda gözler bir yandan açıklanan makroekonomik verilere çevrilirken, diğer yandan altın fiyatlarındaki sürekli hareketlilik yatırımcıların yakın takibinde kalmayı sürdürüyor. ABD kaynaklı istihdam ve enflasyon rakamları, kıymetli metaller üzerindeki baskıyı giderek daha belirgin bir hale getiriyor. Yaşanan düşüş eğilimi, piyasalarda yeni bir fiyatlama döneminin sinyallerini verirken uzman isimlerin analizleri, önümüzdeki sisli döneme ışık tutuyor.
RAKAMLAR PİYASADAKİ BEKLENTİLERİ DEĞİŞTİRDİ
Geçen hafta paylaşılan tarım dışı istihdam rakamlarının öngörüleri aşması, piyasalardaki düzeltme adımlarına ciddi bir ivme kazandırdı. Açıklanan enflasyon verilerinin kritik önem taşıdığına dikkat çeken uzman isim, beklentilerle uyumlu gelen rakamların piyasadaki paniği bir nebze yatıştırdığını dile getirerek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Eğer beklentilerin çok üzerinde bir enflasyon verisi gelseydi, piyasada çok daha sert satışlar görebilirdik. Ancak veriler beklentilere yakın geldiği için satış baskısı sürse de sert hareketler bir miktar yumuşadı."
FAİZ İHTİMALİ METALLERİ BASKILIYOR
Enerji maliyetlerindeki artışın ekonomik tabloya yansımaları netleşirken, odak noktası sadece mevcut faizlerin korunması değil, olası yeni artış hamlelerinin gelip gelmeyeceği yönüne kaydı. Ergezen, faiz beklentilerindeki bu güçlenmenin piyasadaki dengeleri doğrudan etkileyeceğine işaret ederek durumu şu sözlerle özetledi:
"Veriler bu şekilde gelmeye devam ederse faiz artırımı ihtimali güçlenecek. Bu da dolar endeksini desteklerken kıymetli metaller üzerinde baskı oluşturacaktır."
ALTINDA YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI
Ons altında gözlemlenen hızlı ve sert geri çekilmeler, uzman ismin analizlerinde geniş yer buluyor. Zirve noktalarının artık geride bırakıldığını belirten Ergezen, piyasanın teknik yapısının değiştiğini aktardı:
"Bu yıl zirve seviyelerin görüldüğünü düşünüyordum. Bana göre trend mart ayında sona erdi. Nisan itibarıyla yükseliş yapısı bozuldu ve aşağı yönlü trend başladı."
Bununla birlikte, gram altının 7 bin lira sınırından 6 bin liranın altına gerilediği bu süreçte, düşüşe rağmen piyasada beklenen yoğunlukta bir yatırımcı talebinin oluşmadığı bilgisi de dikkat çeken detaylar arasında yer aldı.
YATIRIMCILAR HANGİ SEVİYELERİ TAKİP ETMELİ?
Teknik analiz çerçevesinde kısa vadeli öngörülerini paylaşan Ergezen, yatırımcıların dikkat etmesi gereken noktaları net bir şekilde çizdi:
"3.950-4.000 dolar bandı alım bölgesi olarak değerlendirilebilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise 4.400 dolar önemli bir direnç noktası. Bu seviyenin aşılmadığı senaryoda yükselişler kâr satışları için fırsat olarak kullanılabilir."
Geleceğe yönelik tahminlerini aşağı çeken emtia uzmanı, eski rekorların artık zor göründüğünü belirterek şunları ekledi:
"Önceden 4.800-5.200 dolar bandını tepe bölgesi olarak görüyordum. Son geri çekilmelerin ardından bu beklentimi 4.800-5.000 dolar aralığına revize ettim."
PETROL CEPHESİNDE JEOPOLİTİK RİSKLER AĞIR BASIYOR
Enerji piyasalarında ise oldukça karmaşık bir tablo çiziliyor. Jeopolitik gelişmeler fiyatları diri tutarken, üretim tarafındaki hamleler yükseliş hızını dizginliyor. OPEC'in üretim stratejileri ve stratejik rezervlerin devreye sokulması fiyatlar üzerinde doğrudan baskı oluştururken, enerji tesislerine yönelik olası tehditler piyasaları diken üstünde tutmaya devam ediyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere değinen Ergezen, boğazın yeniden trafiğe tam olarak açılmasının, denizde bekleyen devasa stokların piyasaya sürülmesi anlamına geleceğini ifade etti:
"Boğaz açılırsa piyasaya ciddi miktarda petrol arzı girecek. Bu durum önce sert düşüşe, ardından dengelenme sürecine yol açabilir."
Petrol piyasasında uzun vadeli beklenti 80 dolar seviyesinde bir dengelenme yaşanması yönünde şekilleniyor. Küresel büyüme hızındaki yavaşlama ve arz miktarındaki olası artışların, yıl sonuna doğru petrol fiyatlarını 60 doların altına çekme ihtimali bulunuyor.