Türk halk müziği repertuvarında geniş yer tutan ve Anadolu'nun sözlü geleneğini yansıtan eser, dinleyenleri tarihi bir hasret yolculuğuna çıkarıyor. Memleketinden uzak diyarlara savrulmuş bir kişinin göçmen kuşlarla girdiği içsel dertleşme, bu türküyle notalara dökülüyor.
BİR ÇİFT DURNA GÖRDÜM TÜRKÜSÜNÜN HİKÂYESİ
Pek çok yöresel eserin aksine, bu türkünün kökeninde şahsa münhasır trajik bir vaka yer almıyor. İbrahim Bakır'dan derlenen eser, temelini doğrudan doğruya Anadolu insanının evrensel gurbet yalnızlığından alıyor. Sevdiklerine duyulan derin hasret, yöresel ezgilerle harmanlanarak günümüze kadar ulaşıyor.
TURNALAR KADİM BİR HABERCİ OLARAK KONUMLANDIRILIYOR
Eserdeki en güçlü metafor olan turnalar, Türk halk edebiyatının değişmez imgeleri arasındaki yerini koruyor. Gökyüzünde katar halinde süzülen bu kuşlar, sıla ile gurbet arasında köprü kuran yegane haberci olarak öne çıkıyor.
Rotası Yozgat'ın Deremum (Deremumlu) köyüne doğru olan durnalara yüklenen selamlar, dönemin zorlu iletişim şartlarındaki çaresizliği melodiye aktarıyor. Dizelerdeki sitemkar sorular, kişinin kendi savrulmuşluğunu doğaya yansıtma biçimi olarak dikkat çekiyor.
BİR ÇİFT DURNA GÖRDÜM DURUR DALLARDA SÖZLERİ
Kültürel belleğimize kazınan ve yöre ağzının müzikal zenginliğini taşıyan eserin resmi kayıtlara geçen tam metni şu şekildedir:
Bir çift durna gördüm durur dallarda
Seversen Mevla'yı kalma yollarda
Sizi bekleyen var bizim ellerde
Bizim ele doğru gidin durnalar
Durnam dertli öttün derdimi deştin
El vurdun yaremin başını açtın
Eşinden mi ayrıldın yolun mu şaştın?
Doğru bir katara gidin durnalar
Fazla gitmen Deremum'a varınca
Selam söylen eşe dosta sorunca
Sağ selamet menziline varınca
Benden yare selam edin durnalar