Kültür ve Sanat

Demirci Açıkladı: Orta Asya'dan Anadolu'ya Uzanıyor!

Yozgat Bozok Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hamide Soysal Demirci, geleneksel Türk ahşap oymacılığının Orta Asya'dan günümüze uzanan kültürel ve sanatsal yolculuğunu anlattı.

Abone Ol

Öğretim Görevlisi Hamide Soysal Demirci, geleneksel Türk ahşap oymacılığının yalnızca bir süsleme sanatı olmadığını, Türk kültürünün yaşam biçimi ve inanç dünyasıyla doğrudan ilişkili köklü bir miras olduğunu vurguladı.

Demirci, ahşabın geçici yapısına rağmen Türk ustalarının elinde anıtsal bir kimlik kazandığını belirtti. Ağaç kültü ve hayat ağacı inanışının bu sürecin temel itici gücü olduğunu açıklayan Demirci, camilerden saraylara, ev içi eşyalardan gündelik kullanıma kadar uzanan ahşap oymacılığının ışık ve gölgeyle mekana ruh katan özgün bir sanat dili oluşturduğunu söyledi.

Ahşabın Kutsal ve Sembolik Boyutu

Ahşap, insanoğlunun en eski yapı ve kullanım malzemelerinden biri olarak Türk sanatında özel bir yere sahip. Demirci'ye göre Türklerde ağaç yalnızca doğanın bir parçası değil, aynı zamanda kutsal ve sembolik bir varlık olarak görülüyor. Hayat ağacı inanışının ahşabın sanatla bütünleşmesini sağlayan en önemli unsurlar arasında yer aldığı belirtildi.

Türk ahşap sanatının özellikle mimaride kendini güçlü biçimde hissettirdiği ifade edildi. Cami kapıları, minberler, tavan süslemeleri ve saray mekanlarında kullanılan ahşap elemanların ışık-gölge dengesiyle mekana canlılık kazandırdığı aktarıldı. Ahşap yüzeylerdeki oyma derinliğinin günün farklı saatlerinde değişen görsel etkiler oluşturarak sanatın yaşayan bir karaktere sahip olmasını sağladığı vurgulandı.

Selçuklu'da Mimari Boyut, Osmanlı'da Zarafet

Türk ahşap sanatının tarihsel gelişiminin İslamiyet öncesi dönemlere kadar uzandığı belirtildi. İskit ve Hun dönemlerinde hayvan üslubuyla başlayan bu geleneğin Selçuklu döneminde mimari bir boyut kazandığı ifade edildi. Anadolu Selçuklularının ahşap oymacılığını özellikle cami minberleri, rahleler ve kapı kanatlarında zirveye taşıdığı kaydedildi.

Demirci, Selçuklu döneminin en ayırt edici özelliğinin geometrik kompozisyonlar ve kündekari tekniğiyle oluşturulan sonsuzluk hissi olduğunu söyledi. Osmanlı döneminde ise ahşap sanatının daha süslemeci ve zarif bir kimliğe büründüğü aktarıldı. Sedef, fildişi ve bağa kakma teknikleriyle zenginleşen eserlerin saray mobilyalarında ve sivil mimaride yaygın biçimde kullanıldığı belirtildi.

Edirnekari gibi boyama teknikleriyle birleşen ahşap oymacılığının günlük yaşamın estetik bir parçası haline geldiği ifade edildi. Tavan göbekleri ve cumbaların bu sanatın halk yaşamına nasıl nüfuz ettiğinin en belirgin örnekleri arasında yer aldığı kaydedildi.

Kündekari ve Eğri Kesim Teknikleri

Geleneksel Türk ahşap oymacılığını özgün kılan en önemli unsurlardan birinin kullanılan teknikler olduğu vurgulandı. Düz oyma, yuvarlak oyma, ajur ve naht gibi yöntemlerin sanatın zengin ifade gücünü ortaya koyduğu belirtildi. Özellikle kündekari ve eğri kesim tekniklerinin Türk ustalarının mühendislik bilgisini gözler önüne serdiği ifade edildi. Kündekari tekniğinin binlerce küçük ahşap parçanın çivi ya da tutkal kullanılmadan birleştirilmesine dayandığı açıklandı. Bu yöntemin ahşabın nem ve ısı farklarından etkilenmesini önleyerek eserlerin yüzyıllar boyunca sağlam kalmasını sağladığı belirtildi.

Eğri kesim tekniğinin ise yüzeyin yaklaşık 45 derecelik açıyla yontulmasıyla ışığın desen üzerinde kademeli gölgeler oluşturmasına imkan tanıdığı aktarıldı. Özellikle rumi motiflerde görülen akışkan ve hacimli yapının bu tekniğin estetik gücünü açıkça ortaya koyduğu vurgulandı.

Modern Dönemde Üç Ana Alanda Varlığını Sürdürüyor

Modern dönemde geleneksel Türk ahşap oymacılığının restorasyon, endüstriyel üretim ve modern tasarım olmak üzere üç ana alanda varlığını sürdürdüğü belirtildi. Vakıflar bünyesinde yürütülen bilimsel restorasyon çalışmalarının tarihi eserlerin özgün tekniklerle korunmasını hedeflediği ifade edildi. CNC makineleriyle yapılan seri üretimlerin sanatı daha ulaşılabilir kılarken el işçiliğinin özgün karakterini tehdit edebileceği kaydedildi.

Yozgat Bozok Üniversitesi Geleneksel El Sanatları Bölümü'nde verilen ağaç işlemeciliği dersinin bu mirasın aktarılmasına katkı sağladığı belirtildi. Ders kapsamında ahşap oyma ve ahşap yakma çalışmaları yapıldığı aktarıldı.
Öğrencilerin çeyiz sandıkları, küçük takı sandıkları, dekoratif oymalı aynalar ve çeşitli süs eşyaları üreterek hem teknik beceri kazandığı hem de geleneksel sanatla doğrudan temas kurduğu ifade edildi.