Psikolog Dr. Ufuk Sarıgül, çocukların suça sürüklenmesinin tek bir nedene bağlanamayacak kadar karmaşık bir süreç olduğunu ifade etti. Sarıgül, süreci "Doz-Maruziyet" perspektifiyle açıklayarak, çocuğun risk faktörlerine ne kadar fazla ve uzun süre maruz kalırsa, suça yönelme olasılığının da o ölçüde arttığını belirtti. Şiddet, ihmal ve yoksunluk gibi faktörlerin kronik hale gelmesinin, sağlıklı karar verme becerilerini zayıflattığına dikkat çekildi.
Bu durumu “içsel bir fren mekanizmasının zayıflaması” olarak tanımlayan Dr. Sarıgül, "Fren mekanizması zayıfladığında, yerini haz odaklı, dürtüsel ve zaman zaman saldırgan davranışlar alıyor. Bu da çocuğun suça sürüklenme riskini belirgin biçimde artırıyor" ifadelerini kullandı.
Aile, Akran ve Okul Üçgenindeki Kırılganlıklar
Aile içi şiddet, ihmalkar ebeveynlik, aile bütünlüğünün bozulması gibi dinamiklerin çocuğun korunmasızlığını artırdığı kaydedildi. Akran etkisinin ise sürecin en hızlandırıcı unsurlarından biri olduğu, suça sürüklenen çocukların büyük bölümünün çevresinde daha önce suça karışmış en az bir akran bulunduğu aktarıldı. Okulda veya sosyal çevresinde suça sürüklenmiş bir akranı olan çocukların suçla karşılaşma olasılığının, diğerlerine göre yaklaşık 10 kat daha fazla olduğu belirtildi.
Okulun koruyucu sosyal yapı işlevinin ise devamsızlık ve okul terki ile ortadan kalkabildiği vurgulandı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2025 verilerine göre 611 bin 612 çocuğun örgün eğitim dışında olduğu bilgisi paylaşıldı.
Dijital Ortamdan Sokaklara Uzanan "Hibrit Şiddet Ekosistemi"
Dijital mecraların çocukların hayatındaki merkezi rolüne işaret edildi. 6-15 yaş arası çocukların yüzde 74'ünün dijital oyun oynadığı, cezaevindeki çocuklarla yapılan çalışmalarda ise tutuklanma öncesi haftalık medya kullanım süresinin 34-39 saate kadar çıktığı ifade edildi.
Dr. Sarıgül, bu tabloyu "Hibrit Şiddet Ekosistemi" kavramıyla açıklayarak, "Şiddet içerikleri ve riskli davranışlar, dijital ortamda hızla yayılıyor; ardından fiziksel ortama taşınıyor ve yeniden dijitale geri dönüyor" dedi.
Çocuk Çetelerinin Psikolojik Ağları ve Çıkış Zorluğu
Risk faktörlerinin birikmesinin, çocuk çetelerinin çocuklara ulaşmasını kolaylaştırdığı bildirildi. Çetelerin sosyal medya ve çevrim içi oyun platformlarında da aktif olduğu kaydedildi.
Dr. Sarıgül, çeteye giriş ve çıkış sürecini "Çin Parmak Tuzağı" benzetmesiyle anlatarak, "Çeteye giriş, ilk aşamada kolay ve cazip görünüyor; ancak çıkmak istendiğinde baskı, tehdit ve şiddet devreye giriyor" ifadelerini kullandı.
Çetelerin, aidiyet ihtiyacını hedef alarak psikolojik bir ağ ördüğü ve suç davranışını zamanla kutsallaştırarak gruba karşı bir sorumluluk haline getirdiği değerlendirmesi yapıldı.
Erken Müdahale ve Onarıcı Adalet Vurgusu
Çözüm önerileri arasında onarıcı adalet anlayışının merkeze alınması gerektiği belirtildi. Çocuklar için cezanın çoğu zaman çeteye bağlılığı pekiştirdiğine dikkat çekilerek, güvenli çıkış mekanizmalarının oluşturulmasının önemi vurgulandı.
Risk altındaki çocuk ve ailelerin erken tespiti için müdahale sistemlerinin güçlendirilmesi, aile-okul işbirliğinin artırılması ve ebeveynlik becerilerini destekleyen programların yaygınlaştırılması önerildi. Ayrıca çocuklara problem çözme ve sosyal beceriler kazandırmaya yönelik eğitimlerin yaygınlaştırılması gerektiği ifade edildi.
Erken çocukluk döneminden başlayarak okul terki riski taşıyan ve şiddet mağduru çocukları kapsayan bütüncül bir yaklaşımın, çocuk çeteleriyle mücadelede en etkili yol olarak öne çıktığı sonucuna varıldı.