Araştırmada, dijital oyun bağımlılığı olarak da bilinen oyun oynama bozukluğunun artık sadece çocuk ve ergenler üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz kaldığına dikkat çekildi. Kontrol kaybı, günlük sorumlulukların ihmal edilmesi ve sosyal ilişkilerde bozulma gibi belirtilerle kendini gösteren bu durumun, yetişkin bireylerde de ruh sağlığını doğrudan etkileyen bir tabloya dönüştüğü vurgulandı.
Uzun süreli ve yoğun oyun oynama alışkanlığının, yetişkinlerin iş hayatı ve aile ilişkileri üzerinde ciddi sonuçlar doğurabildiği ifade edildi. Araştırma bulguları, yetişkinlerin sorunu fark etmekte geç kaldığını ve genellikle yaşam kalitesi belirgin şekilde düştükten sonra yardım arayışına girdiğini ortaya koydu.
Başvuru Yapan Yetişkinlerin Profili İncelendi
Türkiye genelindeki YEDAM başvurularını kapsayan çalışmada, oyun oynama bozukluğu nedeniyle destek arayan yetişkin bireylerin sosyodemografik özellikleri, eşlik eden ruhsal sorunları ve oyun alışkanlıkları detaylı biçimde incelendi. Elde edilen veriler, bu bozukluğun çoğu zaman kaygı, depresyon ve stres gibi başka psikolojik sorunlarla birlikte seyrettiğini gösterdi.
Tedavi ve danışmanlık süreçlerinde bütüncül bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koyduğu belirtildi. Erken başvurunun hem bireyin hem de çevresinin olumsuz etkilenmesini azaltabileceğine dikkat çekti.
Halk Sağlığı Açısından Büyüyen Bir Risk
Araştırmaya göre oyun oynama bozukluğu, bireysel bir sorun olmanın ötesinde halk sağlığını ilgilendiren bir boyuta ulaşmış durumda. Yetişkin nüfusta artan dijitalleşme, evden çalışma düzeni ve çevrim içi eğlence seçeneklerinin çoğalmasının risk faktörlerini beraberinde getirdiği kaydedildi.
Addicta’da yayımlanan çalışma, bu alanda farkındalığın artırılmasının ve yetişkinlere yönelik önleyici çalışmaların önemine işaret ediyor. Yeşilay yetkilileri, oyun oynama bozukluğunun erken dönemde fark edilmesi ve profesyonel destekle ele alınmasının, uzun vadeli sosyal ve psikolojik sorunların önüne geçebileceğini ifade etti.