“Habib” Arapçada sevilen, dost, “Neccar” ise marangoz anlamına gelir. Mesleği nedeniyle Habib-i Neccar olarak anılmıştır. Antakya yakınlarında doğduğu kabul edilen Habib-i Neccar, Hz. İsa döneminde yaşamış, putperest bir toplum içinde Allah’a iman eden ender kişilerden biri olmuştur.
Yasin Suresi’nde Anlatılan Kıssa
Kur’an-ı Kerim’e göre Antakya halkı putperestti. Hz. İsa, insanları hak dine davet etmeleri için havarilerinden iki kişiyi şehre gönderdi. Halk bu elçilere karşı çıktı. Bunun üzerine üçüncü bir elçi daha gönderildi.
İşte bu sırada, şehrin öte ucundan koşarak gelen bir adam elçilere sahip çıktı. Müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre bu kişi Habib-i Neccar’dı. Kavmine, elçilere iman etmeleri çağrısında bulundu ve kendi imanını açıkça ilan etti.
Şehadeti
Habib-i Neccar’ın bu cesur çıkışı halkı öfkelendirdi. Rivayetlere göre taşlanarak veya işkenceyle şehit edildi. Kur’ân’da bildirildiğine göre, şehit edilirken kendisine cennet müjdelendi. O ise son anlarında bile kavmi için, “Keşke bilselerdi” diyerek merhametini korudu.
Habib-i Neccar Camii ve Türbesi
Habib-i Neccar’ın şehit edildiği yere önce bir kilise, daha sonra ise cami inşa edildi. Habib-i Neccar Camii, bugün Hatay’ın Antakya ilçesinde yer almakta ve İslam dünyasında önemli ziyaretgâhlardan biri olarak kabul edilmektedir.
Habib-i Neccar Dağı
Antakya’nın simgelerinden biri olan Habib-i Neccar Dağı, hem tarihi hem de manevi yönüyle büyük önem taşır. Dağ ve çevresi; Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler için kutsal kabul edilen alanlar arasındadır. Bölgede Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar da bulunmaktadır.
Manevi Önemi
Habib-i Neccar, hiçbir dünyevi çıkar gözetmeden peygamber elçilerine destek olmuş, imanını korkusuzca ilan etmiş ve bu uğurda canını vermiştir. Bu yönüyle Kur’an’da övülen örnek bir mümin olarak kabul edilir.