Türkiye'de son dönemde artan hayat pahalılığı ve kira bedellerine yapılan zamlar depozito iadelerini büyük bir uyuşmazlık konusu haline getirdi. Yıllar önce kiralanan evler için ödenen depozito bedellerinin değer kaybı yaşamasına ilişkin davalarda Yargıtay son noktayı koydu. Yargıtay, iade sürecinde geçmişteki enflasyon kaybını değil, sözleşme tarihindeki kira oranını temel alıyor.
DEPOZİTODA GÜNCEL KİRA ORANI DÖNEMİ
Yargıtay'ın aldığı bu kararla göre depozito hesaplama yöntemi tamamen değişecek. Geçmiş yıllarda ödenen nominal tutarın doğrudan iadesi yerine, sözleşme başlangıcındaki oransal değer dikkate alınıyor. Kiracı, sözleşme yapıldığı tarihte güncel kiranın kaç katı depozito ödediyse, tahliye anında da o günkü kiranın aynı katı tutarında iade talep edecek.
Sekiz yıl önce kiraladığı ev için o günkü kiranın iki katı depozito ödeyen bir vatandaş, evden çıkarken güncel kiranın iki katını geri alacak. Yargıtay bu durumu, başlangıçtaki depozito bedelinin kira parasına olan oranının, sözleşme sonundaki güncel kira parasına tatbik edilmesi şeklinde formüle ediyor.
SÖZLEŞMEDEKİ O KRİTİK MADDEYE DİKKAT
Depozitolarla ilgili bu hak her kira sözleşmesi için geçerli değil. Uzmanlar taraflar arasındaki sözleşme metinlerinin belirleyici olduğuna dikkat çekti. Buna göre sözleşmede depozitonun ilk ödendiği tutar üzerinden aynen iade edileceğine dair kesin bir hüküm bulunuyorsa, kiracı güncel bedel üzerinden revizyon isteyemiyor.
Mukavelede böyle bir kısıtlayıcı madde yer almıyorsa, hukuki zemin kiracının lehine işliyor ve güncel bedel üzerinden iade alma hakkı doğuyor.
KANUNDAKİ VADELİ HESAP ZORUNLULUĞU
Depozito krizinin temel kaynaklarından biri de ödenen paranın ev sahibinin şahsi hesabında tutulması veya elden verilmesi olarak gösteriliyor. Borçlar Kanunu, aslında bu sorunu çözecek net bir düzenleme içeriyor. Buna göre depozito bedelinin tarafların ortak erişimine açık vadeli bir banka hesabına yatırılması gerekiyor. Uygulamada nadir görülen bu kural, uyuşmazlıkların önüne geçilmesi için yasal bir zorunluluk taşıyor.