Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, uzun süreli kira sözleşmelerinin sonunda yaşanan iade anlaşmazlıklarını kökten çözecek emsal bir içtihada imza attı. Alınan karara göre, kiracının evden çıkarken geri alacağı teminat tutarı hesaplanırken paranın ilk yatırıldığı tarihteki değeri değil, güncel kira bedeli dikkate alınacak.
1993 YILINDA BAŞLAYAN HUKUK MÜCADELESİ
Söz konusu karar, 1993 yılında sadece 15 lira teminat ödeyerek bir daireye yerleşen vatandaşın başlattığı hukuk mücadelesi üzerine şekillendi. 2014 yılında mülkü tahliye eden kiracı, aradan geçen 21 yıllık süreçte paranın satın alma gücünü tamamen yitirdiğini savundu.
İadenin güncel ekonomik koşullar üzerinden yapılmasını talep eden tarafın başvurusu yüksek mahkemeye kadar taşındı. Dosyayı inceleyen Yargıtay heyeti, kiracıyı haklı bularak bedelin güncel kiraya oranlanması gerektiğine kesin olarak hükmetti.
YENİ HESAPLAMA SİSTEMİ NASIL İŞLEYECEK?
Alınan bu kararla birlikte tahliye sürecindeki parasal belirsizlikler yeni bir matematiksel formülle ortadan kalkıyor. Yöntem kapsamında, öncelikle sözleşmenin ilk yapıldığı tarihteki teminat bedelinin o günkü kira tutarına olan oransal karşılığı tespit ediliyor.
Sonrasındaki adımda ise elde edilen bu katsayı, kiracının mülkten ayrıldığı tarihteki son kira bedeliyle çarpılarak nihai iade rakamı netleştiriliyor. Bu sayede paranın zaman içindeki değer kaybının önüne geçilmesi hedefleniyor.
MÜLK SAHİPLERİ İÇİN ESKİ DÖNEM KAPANDI
Örnek bir tabloyla açıklamak gerekirse, başlangıçta kiranın üç katı tutarında teminat veren bir kişi, evden çıkarken son ödediği güncel kiranın üç katını geri alma hakkına kavuşuyor. Yargıtay gerekçeli metninde, tahliye anında ödenecek tutarın mutlaka orantılı ve güncel olması gerektiğinin altını çizdi.
Oluşturulan bu emsal içtihatla beraber mülk sahiplerinin, yıllar önce teslim aldıkları cüzi rakamları aynı şekilde iade ederek dosyayı kapatma imkanı hukuken tamamen ortadan kalktı.