Bir ara kaleme almıştım.
Dün aynı... Bugün de...
Yarın da farklı olmayacak.
Karamsar değilim.
Ama, bağışıklık kazandığımızdan.
Yozgat'ın bu hali bile bize kafi geliyor...
İyi mi?
*
‘Uzayan kol bizden olsun...’
Tipik bir sözdür...
Ağızlara sakız yapılıp.
Laf olsun diye söylenir.
*
Bizde, kol uzamaya başlasın.
Bakın neler oluyor.
Kol kalmadığı gibgi.
Gövdeyi de götürürler.
Götürüyorlar da...
*
Yozgat'a dair çok toplantılar yapıldı.
Sektörler masaya yatırıldı.
Sorunlar tartışıldı.
Yön çizildi.
Kalkınma haritası belirlendi.
Startı verildi.
Lakin.
Bir arpa boyu gidemedik.
Niye?
Her şey toplantının yapıldığı salonda kaldı.
*
Toplantı denildiğinde...
Yeni bir şey olacakmış beklentisine giriliyor.
Değil.
Düne bakın.
Bugüne bakın.
Yine aynı.
Yani, toplantı yapmak.
Mevcut sistemi değiştirmiyor.
Yozgat’ı taşımıyor.
*
Uzayan kol meselesi var ya.
Çözümün temeli de burada.
Toplantı yapmak yerine.
Siyaset - STK - Bürokrasi birlikteliğini sağlamak.
Yozgat’ın kurtuluş reçetesi olacaktır.
*
Burasını iyi analiz etmek lazım.
Yozgat’ın önünü tıkayan siyaset ve bürokrasi.
STKlarla içiçe olmadığı.
Omuz omuza verip.
Sorunlara eğilmediği sürece.
Yozgat’ın gelimesini beklemek.
Hayalden öteye gitmez.
*
STKları ses vermediği.
Özel sektörü güçlenmediği.
İnsanları gelecek kaygısı duyduğu.
Kaynakları hor kullanıldığı.
Beyinleri harcandığı.
Menfaat ve çıkar ilişkilerinin öne çıktığı.
Konuşanı çok olduğu.
Kişi siyasetinin yapıldığı.
Yatırımcının dışlandığı.
İşletmelerin sahipsiz bırakıldığı.
Kent gerçeklerinin gizlendiği bir şehirde.
Kalkınma hamlesi.
Gelişme açılımı konuşulabilir mi?
Bence hayır.
*
Kendinizi görmedikçe.
Kendinizi kabul etmedikçe.
Yol alamazsınız.
*
Uzayan kol bizden olsun da.
Uzayan kolu budamak ne?
Ya da.
Kırmaya çalışmak.
Yok etmeye çaba harcamak.
Kalkınma falan hikaye.
Mesele Yozgat’ın anlayışında...
*
Anlatabildim mi?