Yarıyıl tatili çocuklar için dinlenme ve eğlence anlamına gelirken, aileler açısından da günlük temponun biraz yavaşladığı bir dönem olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, bu rahatlama sürecinin çocukların uyku düzeninde ciddi bozulmalara yol açabildiği uyarısında bulunuyor. Özellikle tatilde artan ekran kullanımı, geç saatlere kadar ayakta kalma ve sabahları geç uyanma alışkanlığı, okul dönemine dönüşü zorlaştırabiliyor. Etlik Şehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Tolga Köle, uyku düzenindeki bozulmanın yalnızca yorgunlukla sınırlı kalmadığını, çocukların davranışsal ve bilişsel fonksiyonlarını da olumsuz etkilediğini vurguluyor. Tatil sonrası okula uyum sürecinde yaşanan güçlüklerin temelinde çoğu zaman düzensiz uyku alışkanlıklarının yer aldığına dikkat çekiliyor.
Tatilde Uyku Düzeni Neden Bozuluyor?
Doç. Dr. Mehmet Tolga Köle’ye göre okul döneminde çocukların hayatını belirli bir ritimde tutan sosyal zamanlayıcılar bulunuyor. Sabah erken kalkma, servis saatleri ve ders programları bu düzenin temelini oluşturuyor. Tatille birlikte bu yapı ortadan kalkınca çocuklar daha geç yatmaya ve daha geç uyanmaya başlıyor. Bu durum kısa sürede alışkanlığa dönüşebiliyor.
Tatil döneminde ekran süresinin artması da uyku düzenini bozan en önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Televizyon, tablet ve telefon kullanımı arttıkça mavi ışığa maruziyet de yükseliyor. Bu durum, uykuyu düzenleyen melatonin hormonunun baskılanmasına neden oluyor. Sonuç olarak çocuklar uykuya dalmakta zorlanıyor, uyku kalitesi düşüyor ve gece uyanmaları artabiliyor. Köle, bu sürecin birkaç günle sınırlı kalmadığında okul dönemine taşındığını ve uyum sorunlarını beraberinde getirdiğini belirtiyor.
Ekran, Hareketsizlik ve Beslenme Uyku Kalitesini Etkiliyor
Uzmanlar, tatil döneminde yalnızca ekran kullanımının değil, fiziksel aktivite azalmasının da uykuya geçişi zorlaştırdığını ifade ediyor. Okul döneminde arkadaşlarıyla hareketli bir gün geçiren çocuklar, tatilde daha çok evde ve ekran başında zaman geçiriyor. Fiziksel yorgunluğun azalması, gece uykuya dalma süresini uzatabiliyor.
Bununla birlikte öğün saatlerinin kayması ve geç saatlerde yapılan beslenme de uyku kalitesini düşürüyor. Gece geç saatlerde tüketilen ağır yiyecekler, atıştırmalıklar ve fazla karbonhidrat, sindirim sistemini zorlayarak uykunun bölünmesine neden olabiliyor. Köle, düzensiz uyku ile düzensiz beslenmenin birbirini besleyen bir döngü oluşturduğunu ve bu döngünün çocukların günlük enerjisini olumsuz etkilediğini söylüyor.
Okula Dönüşte Uyku Düzeni Nasıl Toparlanmalı?
Tatil boyunca uyku saatlerinin tamamen serbest bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Köle, belli bir esnekliğin kabul edilebilir olduğunu ancak bunun sınırlandırılması gerektiğini ifade ediyor. Uzmanlara göre tatil döneminde uyku saatlerinde en fazla 60-90 dakikalık bir esneme yapılması öneriliyor.
Okula dönüş öncesinde ise kademeli bir planlama büyük önem taşıyor. Okul başlamadan 4-5 gün önce her gün 15-20 dakika erken yatıp erken kalkarak eski düzene dönmek, çocukların uyum sürecini kolaylaştırıyor. Ayrıca uyumadan en az bir saat önce ekranların kapatılması, loş ışıkta kitap okuma, aile içi sohbet ya da sakin müzik gibi rahatlatıcı rutinlerin oluşturulması uykuya geçişi destekliyor.
Uyku, Akademik Başarı ve Gelişim İçin Kritik
Uyku süresinin ve kalitesinin çocukların gelişiminde merkezi bir rol oynadığını belirten Köle, uykunun beyin gelişimi, hafıza, dikkat ve odaklanma üzerinde doğrudan etkili olduğunu söylüyor. Aynı zamanda duyguların kontrolü, davranışların düzenlenmesi ve psikolojik denge açısından da düzenli uykunun vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.
Uzmanlara göre 6-12 yaş grubundaki çocukların günde 9-12 saat, 13-18 yaş grubundakilerin ise 8-10 saat uyuması gerekiyor. Bu sürenin altına düşüldüğünde ilk olarak davranışsal ve bilişsel bozulmalar görülüyor. Uzun vadede ise büyüme ve gelişmede gerileme, dikkat eksikliği, hiperaktivite, huzursuzluk ve öğrenme güçlükleri ortaya çıkabiliyor. Köle, uykuya geçişte zorlanmanın kronikleşmesi, uykuda horlama, nefes kesilmesi ya da gün içi işlevselliği bozan belirtiler görülmesi halinde ailelerin mutlaka hekime başvurması gerektiğini de hatırlatıyor.