Sağlık

Toplumun Yüzde 25'ini Etkiliyor Ama Sebebi Tam Bilinmiyor! Sakın Hafife Almayın

Toplumun yüzde 20-25'ini etkileyen ağız içi yaralar (aft), stres, vitamin eksikliği ve bağışıklık sistemi zayıflığıyla tetikleniyor. Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, uyarı ve tedavi yöntemlerini anlattı.

Abone Ol

Toplumun yaklaşık yüzde 20-25'ini hayatlarının bir döneminde etkileyen ağız içi yaralar, yemek yemeyi, konuşmayı ve günlük yaşamı zorlaştıran ağrılı lezyonlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, özellikle tekrarlayan vakalarda altta yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini vurguluyor.

"Aftlar Genellikle Kendiliğinden İyileşse de Sık Tekrarlayan Vakalarda Altta Yatan Nedenler Araştırılmalı"

Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Bölümü'nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt ağız içi yaraların genetik yatkınlık, stres, beslenme yetersizlikleri ve bağışıklık sistemiyle ilgili birçok faktörle ilişkili olabileceğini söyledi. Doç. Dr. Barıt "Bu ağrılı lezyonlar günlük yaşamı, yemek yemeyi, konuşmayı ve hatta gülümsemeyi bile zorlaştırabilir. Aftlar çoğu zaman kendiliğinden iyileşir ama sık tekrarlayan vakalarda altta yatan nedenlerin araştırılması büyük önem taşır" dedi.

Nedeni Tam Olarak Bilinmiyor

Ağız içi yaraların bulaşıcı olmadığını ve uçukla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Barıt, aftların kesin nedeninin tam olarak bilinmediğini belirtti. Doç. Dr. Barıt, "Ağız içi yaralar bulaşıcı değildir ve uçuk ile karıştırılmamalıdır. Aftların kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte çok faktörlü bir tablo söz konusudur" ifadelerini kullandı.

Yanak veya dudak içini ısırma, sert yiyecekler, diş fırçalama sırasında oluşan tahrişler ya da protez kaynaklı yaralanmaların aftları tetikleyebileceğini aktaran Doç. Dr. Barıt, stres ve psikolojik faktörlerin de ağız içi yaralarda önemli rol oynadığını söyledi. B12 vitamini, demir, çinko ve folik asit eksikliklerinin aft oluşumunda etkili olabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Barıt, bağışıklık sisteminin zayıfladığı grip, yorgunluk ve uykusuzluk dönemlerinde de ağız içi yaraların daha sık görülebildiğini kaydetti.

Yemek Yemek ve Konuşmak Zorlaşabiliyor

Ağız içi yaraların özellikle asitli ya da sıcak yiyeceklerle temas ettiğinde şiddetli ağrı, yanma ve hassasiyete neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Barıt, aftların genellikle beyaz veya sarı renkli yaralar şeklinde görüldüğünü, çevresinde ise kırmızı bir halka oluştuğunu ifade etti. Bu lezyonların kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini söyleyen Doç. Dr. Barıt, "Ağız içi yaralarda şiddetli ağrı, yanma ve hassasiyet görülebilir. Bu şikayetler özellikle asitli veya sıcak yiyeceklerle temas ettiğinde artar. Yutma, konuşma ya da diş fırçalama sırasında rahatsızlık daha belirgin hale gelebilir" dedi.

10 Günde Geçmezse Dikkat

Aftların çoğu zaman 7 ila 10 gün içinde iyileştiğini belirten Doç. Dr. Barıt, yaraların uzun sürmesi ya da sık tekrarlaması halinde mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Doç. Dr. Barıt "Aftlar genellikle 7-10 günde geçer. Ancak sık tekrarlıyor veya 2 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan bir sistemik sorun olabileceği için kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzmanına başvurmak gerekir" ifadelerini kullandı.

Sık tekrarlayan ya da tedaviye rağmen iyileşmeyen yaralarda zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Barıt, yüksek ateş, lenf bezi şişliği ve kilo kaybı gibi ek belirtilerin de önemli uyarı işaretleri olduğunu söyledi.

Stres Ağız İçi Yaralarda da Başrolde

Ağız içi yaraların önlenmesinde stres yönetiminin önemli bir yer tuttuğunu belirten Doç. Dr. Barıt, düzenli yaşam alışkanlıklarının atakları azaltabileceğini söyledi. Doç. Dr. Barıt, "Stres yönetimini öğrenmek, günlük egzersiz yapmak, meditasyonu hayata dahil etmek ve düzenli uykuya önem vermek ağız içi yaraların kontrolünde destekleyici olabilir" dedi.

Dengeli beslenmenin, vitamin ve mineral eksikliklerinin kontrol ettirilmesinin önemine de değinen Barıt, ağız hijyeninin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Barıt, "Dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, vitamin ve mineral eksiklikleri kontrol ettirilmeli, ağız hijyenine dikkat edilmeli ve tahriş edici faktörlerden kaçınılmalıdır. Düzenli diş hekimi ve kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı kontrolleri de ihmal edilmemelidir" diye konuştu.

Evde Uygulanabilecek Yöntemler

Çoğu ağız içi yaranın kendiliğinden iyileştiğini ancak ağrı ve iyileşme süresini azaltmak için bazı basit uygulamalardan destek alınabileceğini belirten Doç. Dr. Barıt, tuzlu su veya karbonatlı su ile gargaranın fayda sağlayabileceğini ifade etti. Doç. Dr. Barıt, "Günde 3-4 kez tuzlu su veya karbonatlı su ile gargara yapılabilir. Papatya ya da ada çayı demlenerek gargara olarak kullanılabilir. Doğal bal, Hindistan cevizi yağı veya dut pekmezi uygulaması da destekleyici yöntemler arasında yer alabilir" dedi.

Ağız içini tahriş eden gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Barıt, "Asitli, baharatlı ve sert yiyeceklerden uzak durmak, yumuşak kıllı diş fırçası tercih etmek ve SLS yani sodyum lauril sülfat içermeyen diş macunu kullanmak ağız içi tahrişleri azaltmaya yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı.

Uzman Kontrolünde Tedavi Gerekebilir

Evde yapılan uygulamaların fayda göstermediği durumlarda uzman kontrolünde tedavi seçeneklerinin devreye girdiğini belirten Doç. Dr. Barıt, topikal kortikosteroid jel veya spreyler, antiseptik ağız gargaraları, lokal anestezik içeren ağrı kesici jeller ve eksiklik tespit edilmesi halinde vitamin ile mineral takviyelerinin kullanılabileceğini söyledi. Sık ve şiddetli tekrarlayan vakalarda daha ileri tedavilerin gündeme gelebileceğini belirten Doç. Dr. Barıt, "Uygun vakalarda düşük seviyeli lazer tedavisi uygulanabilir. Sık ve şiddetli tekrarlayan ağız içi yaralarında ise sistemik kortikosteroid veya immünsüpresif ilaçlar uzman kontrolünde kullanılabilir. Günümüzde ağız içi yaralar modern yaklaşımlar ve basit önlemlerle daha konforlu şekilde yönetilebiliyor" dedi.