Kültür ve Sanat

Yarım Asırlık Emek, Bir Tezgahta Yaşayan Kültür

Yozgat’ta babasından öğrendiği kasketçilik mesleğini 59 yıldır sürdüren 71 yaşındaki Osman İçme, 8 ve 3 köşe kasketlerle geçmişin izini bugüne taşıyor.

Abone Ol

Yozgat’ta küçük bir dükkânda, ahşap bir tezgahta sessiz ama inatçı bir emek sürüyor. 71 yaşındaki Osman İçme, babasından öğrendiği kasketçilik mesleğini tam 58 yıldır aralıksız devam ettiriyor. Bir zamanlar Anadolu’nun vazgeçilmez aksesuarlarından biri olan 8 ve 3 köşeli kasketler, bugün eski günlerindeki kadar yaygın olmasa da İçme’nin ellerinde hâlâ hayat buluyor. Atatürk’ün giydiği 8 köşe kasketten, Yozgat’a özgü 3 köşe modellere kadar birçok ürünü kendi elleriyle diken İçme, yalnızca bir mesleği değil, bir dönemin kültürünü de ayakta tutmaya çalışıyor. Babasından kalan tezgahta üretim yapan usta, Yozgat’ta bu işi yapan son isim olmanın hem gururunu hem de burukluğunu yaşıyor.

Babadan Oğula Uzanan Kasketçilik Hikâyesi

Osman İçme’nin hikâyesi, çocuk yaşlarda babasının yanında başladı. Henüz 13 yaşındayken kasket dikmeyi öğrenen İçme, ortaokuldan ayrıldıktan sonra tamamen bu mesleğe yöneldi. Babası Abdurrahman İçme, Yozgat’ın ilk şapka ustalarından biriydi. Bugün ise bu geleneği sürdüren tek isim oğlu Osman İçme. Yıllar geçse de tezgâh değişmedi, yöntemler değişmedi. Kumaş, kalıp ve dikiş hâlâ ustanın el emeğiyle şekilleniyor. İçme, her kasketin içine babasının ismini yazarak geçmişle bağını koparmıyor. Bu küçük detay, özellikle eski müşteriler için güçlü bir hatıra anlamı taşıyor. Ona göre bu meslek sadece para kazanmak değil, babadan kalan bir emaneti yaşatmak.

8 Köşe ve 3 Köşe Kasketler Hâlâ İlgi Görüyor

Günümüzde kasket kullanımı eskiye göre azalsa da tamamen yok olmuş değil. Özellikle belli bir yaşın üzerindeki vatandaşlar yaz kış kasket takmaya devam ediyor. Osman İçme’nin diktiği 8 köşe kasketler, Atatürk’ün giydiği model olması nedeniyle ayrı bir anlam taşıyor. 3 köşe kasketler ise Yozgat’a özgü yapısıyla dikkat çekiyor. Bazı müşteriler bu kasketleri günlük kullanım için alırken, bazıları ise sadece hatıra ve nostalji amacıyla diktiriyor. İçme, Yozgat dışına göç eden hemşehrilerinden de yoğun talep aldığını söylüyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Bolu ve Antalya gibi birçok şehre özel siparişler gönderiyor. Günde ortalama 35-40 kasket diken usta, yoğunluk eskisi gibi olmasa da mesleğini bırakmayı düşünmüyor.

Artan Maliyetler, Değişen Fiyatlar

Kasketçilikte en büyük sorunlardan biri de artan maliyetler. Osman İçme, geçmişte 100 liraya satılan bir kasketin bugün kumaş fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle 250 liraya mal olduğunu belirtiyor. Buna rağmen müşterilerinin taleplerini geri çevirmemeye çalışıyor. Özellikle babasının eski müşterilerinden gelen istekler, onu yeniden üretime motive etmiş. İçme’ye göre bu insanlar sadece bir kasket almıyor, geçmişlerine dokunuyor. Kasketi eline aldığında gençliğini, babasını ya da eski günleri hatırlayan müşterilerin mutluluğu, ustanın da en büyük kazancı oluyor.

“Bu Bir Kültür, Bir Yadigâr”

Kasket kullanan vatandaşlar da bu geleneğin yaşamasından memnun. Uzun yıllardır kasket taktığını söyleyen Önder Yaşar, bunun İç Anadolu’ya ait bir kültür olduğunu vurguluyor. Osman Karaca ise kasketin sadece soğuktan ya da sıcaktan korumadığını, insanın karakterini yansıttığını ifade ediyor. Ona göre kasket, Atatürk’ten kalan bir yadigâr. Osman İçme de aynı düşüncede. Yozgat’ta şapka satan yerler olsa da şapka üreten tek usta olduğunu söylüyor. “Benden sonra ne olur bilmiyorum” diyen İçme, yine de her gün tezgâhının başına geçip kasket dikmeye devam ediyor.