Yozgat Haberleri

Yozgat Asker Yolu Beklerim türküsünün hikâyesi nedir? Asker Yolu Beklerim türküsünün sözleri

Anadolu'nun en özgün kentlerinden biri olan Yozgat, meşhur türküleriyle de biliniyor. Bu türkülerin başında Yozgat Asker Yolu Beklerim türküsü de geliyor. Peki Yozgat Asker Yolu Beklerim türküsünün hikâyesi nedir? İşte Asker Yolu Beklerim türküsünün sözleri...

Abone Ol

Yıllardır dillerden düşmeyen, kavuşmayı ve özlemi en saf haliyle anlatan Asker Yolu Beklerim türküsü sadece ezgisiyle değil, doğduğu toprakların yaşanmışlıklarıyla da dikkat çekiyor. Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinde filizlenen bu eser; iki dostun fedakarlığını, yoksulluğu ve bir gelinin sessiz çığlığını taşıyor. Peki, milyonların ezbere bildiği bu dizelerin arkasında yatan ve talihsiz bir kazayla başlayan o süreç nasıl gelişti? İşte dilden dile dolaşan tarihi mirasın detayları...

YOKLUK İÇİNDE KURULAN BİR YUVA

Türkünün kökleri, Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinde yaşayan Sapan Mısa'nın zorlu hayat mücadelesine dayanıyor. Kış aylarında atlarını sulamaya götüren Mısa, aldığı sert bir at çiftesiyle ağır yaralanıyor.

Uzun süre yatağa mahkum kalan acılı babanın en büyük kızı Suna'ya, asker arkadaşı Kerim'in oğlu Aslan talip oluyor. Ancak iki eski dostun önünde büyük bir engel duruyor. Yoksulluk belini büktüğü için her iki ailenin de tek başına düğün yapmaya gücü yetmiyor.

ÇARESİZLİKTEN DOĞAN O MEŞHUR KARAR

Kız tarafı da erkek tarafı da çaresizliği iliklerine kadar hissediyor. Kerim, maddi durumunun yetersizliği karşısında karanlık gecede kendi kendine dertleniyor.

Ancak iki dost, "Yarın ola, hayır ola" diyerek güçlerini birleştirme kararı alıyor. Zorluklar içinde mütevazı bir düğün yapılıyor. Düğünün hemen ardından ise yeni evli çift için asıl büyük sınav başlıyor. Damat Aslan, vatani görevini yerine getirmek üzere askere uğurlanıyor.

HASRETİN DİZELERE DÖKÜLDÜĞÜ ANLAR

Aslan'ın gidişiyle memlekette kalan genç kadının yaşadığı derin özlem, bölge halkının dilinde yepyeni bir esere dönüşüyor. Genç gelinin eşine duyduğu hasret, türküyle ölümsüzleşiyor. Yokluğun ve bekleyişin o ağır yükü, her bir satıra nakış gibi işleniyor.

Nedim Akdağ'dan alınan ve Nida Tüfekçi tarafından derlenen eserin orijinal sözleri ise o dönemin ruhunu günümüze taşıyor:

Asker yolu beklerim, günü güne eklerim.

Sen git yarim talime de, ben sılayı beklerim,

Mendilimde tel oya, gülmedim doya doya.

Asker yolu beklerim de, günleri saya saya.

Sucu sucu suyunan, soğan acısıyınan.

Küsüdüm de barıştım, yarin bacısıyınan,

Mendilimde tel oya, gülmedim doya doya.

Asker yolu beklerim de, günleri saya saya.

Pilav pişirdim yavan, üstüne koydum soğan.

Yatağına uzanmış da, uyan askerim uyan,

Mendilimde tel oya, gülmedim doya doya.

Asker yolu beklerim de, günleri saya saya.