Yozgat, Kurtuluş Savaşı döneminde adını isyanlarla duyurmuş bir şehir olarak tarihte önemli bir yere sahip. Rivayetlere göre, Atatürk’ün Yozgat ziyaretinde halk tarafından protesto edildiği ve bu nedenle şehrin “kara listeye alındığı” bile söylenir. Bu söylentilere göre Yozgat’a uzun yıllar yatırım yapılmamış, hatta demiryolu bile özellikle geçirilmemiştir.
“ÇAPANOĞLU” SÖYLENTİLERİNİN ARKASINDAKİ GÜÇLÜ AİLE
Tarihin tozlu sayfalarında “isyancılar” olarak anılan Çapanoğulları, 18. yüzyılda Yozgat ve çevresinde büyük bir nüfuza sahipti. O dönemlerde bölgeye yaptırdıkları köprüler, camiler, çeşmeler, hamamlar ve imarethanelerle adlarını duyurdular. Ancak güç büyüdükçe korku da büyüdü. Devlet kademelerinde Çapanoğlu ismi artık çekinerek anılır olmuştu. Rivayete göre bir yolsuzluk araştırmasında müfettişe “Bu işi fazla kurcalama, altından Çapanoğlu çıkarsa başın belada demektir” denmişti. İşte meşhur deyim “Bu işin içinde bir Çapanoğlu var” bu olaydan sonra halk diline yerleşti. “Bu işin içinde bir Çapanoğlu var” sözü, bugün bile günlük dilde sıkça kullanılıyor. Ancak çok az kişi bu deyimin Yozgat’la ve Çapanoğulları ailesiyle olan bağını biliyor.
YOZGAT’IN EN ÖNEMLİ SİMGELERİNDEN BİRİ
Yozgat şehir merkezinde yer alan Çapanoğlu Camisi, şehrin en önemli simgelerinden biri. 1779 yılında Bozok Sancağı Valisi Çapanoğlu Mustafa Bey tarafından yaptırılan bu muhteşem yapı, Osmanlı mimarisinin en zarif örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Cami, geniş avlusu, çift minaresi ve ince süslemeleriyle ziyaretçilerini adeta geçmişe götürüyor. Caminin iç mekânındaki detaylı kalem işi süslemeler, dönemin sanat anlayışını yansıtıyor. Çapanoğlu Camisi yalnızca ibadet yeri değil, aynı zamanda Yozgat’ın tarihi kimliğinin de bir parçası. Yozgat’a yolu düşenler, bu deyimin doğduğu yer olan Çapanoğlu Camisi’ni mutlaka görmeli. Çünkü bu cami, sadece taş ve harçtan ibaret bir yapı değil, içinde bir dönemin entrikalarını, güç mücadelelerini ve halk arasında dilden dile yayılan efsaneleri barındırıyor.