Yozgat Şehir Hastanesi, Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon, kalp ve böbrek hastalıklarına yol açtığını belirterek günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesi gerektiğini vurguladı.
Yozgat Şehir Hastanesince yapılan açıklamada, günlük hayatta sıklıkla ihmal edilen tuz tüketiminin sağlık üzerindeki ciddi etkilerine dikkat çekilirken, “Azı karar çoğu zarar” vurgusu yapıldı.
Günlük Tuz Tüketimi 5 Gramı Geçmemeli
Yapılan yazılı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen günlük tuz tüketim miktarının 5 gram olduğu hatırlatıldı. Bu miktarın yaklaşık bir tepeleme çay kaşığına veya bir silme tatlı kaşığına denk geldiği belirtilen açıklamada, günlük besinlerle alınan tuzun bu miktarı karşıladığı ve sofrada ilave tuz kullanılmaması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, tuzun vücutta sıvı dengesini sağlama, kan basıncını düzenleme ve sinir-kas sisteminde uyarıların iletilmesi gibi hayati görevleri olduğu ancak önerilen miktarın üzerinde tüketildiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı kaydedildi.
Aşırı Tuz Tüketiminin Sağlık Üzerindeki Olumsuz Etkileri
Sağlık Bakanlığı, aşırı tuz tüketiminin başlıca hipertansiyona (yüksek tansiyon) neden olduğunu belirtti. Bununla birlikte kalp damar hastalıkları, inme (felç) ve özellikle sol kalp büyümesi riskini artırdığı vurgulandı. Açıklamada ayrıca, günlük önerilen miktardan fazla tuz tüketiminin ve yüksek tansiyonun, idrarla kalsiyum atımını artırarak kemik erimesi (osteoporoz) ve böbrek taşı oluşum riskini de yükselttiğine dikkat çekildi. Tuz tüketiminin azaltılmasının, yüksek kan basıncı, inme, kalp damar hastalıkları ve böbrek hastalıkları riskini en aza indirmek için en etkili ve en kolay yol olduğu ifade edildi. Son yıllarda yapılan bir çalışmaya atıfta bulunulan açıklamada, dünya genelinde 2006-2015 yılları arasında 8.5 milyon ölümün sadece diyetteki sodyumun azaltılması ile önlenebileceğinin gösterildiği aktarıldı.
Geleneksel Gıdalara ve Çocuk Beslenmesine Dikkat
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada geleneksel olarak evlerde hazırlanan turşu, salça, tarhana, yaprak salamurası gibi yiyeceklerin tuz içeriğinin yüksek olduğu belirtilerek bu ürünlerin daha az tüketilmesi ve hazırlanırken yüksek miktarda tuz kullanımından kaçınılması gerektiği ifade edildi. Salamura ürünlerin tuz içeriğini azaltmak için suda yıkama ve bekletme gibi işlemlerin uygulanabileceği kaydedildi. Satın alınan işlenmiş ürünlerin etiket bilgilerinin mutlaka okunması, tuzsuz veya tuzu azaltılmış ürünlerin tercih edilmesi gerektiği vurgulandı. Ev dışı beslenmede mümkünse az tuzlu ya da tuzsuz besinlerin seçilmesi, tuz yerine soğan, sarımsak, baharatlar, limon, sirke gibi doğal lezzet artırıcıların kullanılması önerildi.
Özellikle çocuk beslenmesine dikkat çekilen açıklamada, yenidoğan bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesi gerektiği, 6. aydan sonra 2 yaşına kadar tamamlayıcı beslenme ile birlikte emzirmenin sürdürülmesi ve bu dönemde ilave tuz kullanılmaması gerektiği belirtildi. Erken çocukluk, okul çağı ve ergenlik döneminde de aşırı tuz tüketiminden kaçınılması gerektiği ifade edilirken tuzlu atıştırmalıklar ve hazır gıdalarla daha fazla karşılaşılan bu süreçte çocukların beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesinin az tuz tadına alışılması açısından önem taşıdığı kaydedildi. Yaş ilerledikçe tuz duyarlılığının arttığı ve alınan tuzun kan basıncını yükseltme etkisinin daha büyük olduğu hatırlatılarak, 65 yaş üstü bireylerin yüksek tansiyonları olmasa bile tuz tüketimlerini azaltmalarının özellikle önemli olduğu vurgulandı.
Yozgat Şehir Hastanesi Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından az ama iyotlu tuz önerildiğini hatırlatarak endüstride ve evde gıda hazırlığında kullanılan tuzun iyotlu olması gerektiğini belirtti.