İnşaat işçisi olarak Ankara'da çalışan Mustafa Koçak, o gece Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısını duyar duymaz abdest alarak evden çıktı. Eşinin ısrarla gitmemesini istemesine rağmen Külliye önüne gitti. Evli ve 2 çocuk babasıydı. Geri dönmedi.
"DÜNYA BAŞIMA YIKILDI"
Baba İbrahim Koçak, o geceyi ilk günkü acısıyla anlattı. Oğlunun yaralı olduğunu bahçede çalışırken öğrendiğini; umutla Ankara'ya koştuğunu aktardı. "Oraya vardığımda birisi 'Mustafa'yı kaybettik' dedi. 'Morgu açsam dayanabilir misin?' diye sordu. O zaman dünya başıma yıkıldı" dedi.
10 yılın acıyı hafifletmediğini vurgulayan Koçak, gurur ve yası iç içe yaşadığını söyledi. "Çok şükür çocuğum kötü bir yerde vefat etmedi. Vatan uğruna şehit oldu. Bana 'şehit babası' dediklerinde dünyalar benim oluyor. İçim yanıyor ama büyük bir gurur duyuyorum. Aradan 10 yıl geçti ama sanki şimdi olmuş gibi içimiz yanıyor. Unutmanın imkânı var mı? Unutamadık" diye konuştu.
"ŞEHİT OLMAYI ÇOK İSTİYORDU"
Anne Züleyha Koçak da yılların acıyı dindirmediğini belirtti. Allah'ın kendisine sabır verdiğini söyleyen Koçak, "Sabır vermese insan dayanamaz. O günden sonra hastalıklar geldi. Sürekli hastanelere gidip geldim. Ne yapalım, kaderimiz böyleymiş" dedi.
Oğlunun küçüklüğünden bu yana şehitliği arzuladığını anlatan anne Koçak, "Oğlum küçükken şehit olmayı çok isterdi. Bana 'Askere gideceğim, acaba şehit olur muyum?' derdi. Ben de 'Oğlum, alnına yazıldıysa nereye gitsen şehit olursun' derdim. O da 'Ben şehitliği çok seviyorum, çok istiyorum' diye karşılık verirdi" dedi.
FOTOĞRAFLAR, KIYAFETLER, ANILAR
Koçak çifti evlerinin bir odasını tamamen Mustafa'ya ayırdı. Fotoğrafları, kıyafetleri ve kişisel eşyaları o odada duruyor. Çift, her Cuma köy mezarlığı girişine yaptırdıkları çeşmeyi ve oğullarının mezarını ziyaret ediyor. Devletin kendilerine sahip çıktığını ve zor günlerinde destek verdiğini belirten anne Koçak, vatanın kurtulmasının her şeyden önemli olduğunu sözlerine ekledi.