Yozgat'ın Aydıncık ilçesinde yaşayan 86 yaşındaki Mustafa Taş, çiftçilikten emekli olduktan sonra doğada bulduğu atık malzemeleri ve ağaç parçalarını değerlendirerek yaptığı el emeği ürünlerle evinin bir bölümünü adeta müzeye dönüştürdü. Taş, antika eşyalarla süslediği evinde öğrencilerden turistlere kadar herkesi ağırlıyor.
Doğadan Topladığı Malzemeleri Sanata Dönüştürüyor
Mustafa Taş, emeklilik yıllarını doğada bulduğu ağaç parçalarını ve atıkları değerlendirerek geçiriyor. Baston, asa, heybe, şapka, çeyizlik eşyalar, camadan torba ve traktör römorku gibi çeşitli el becerisi ürünler geliştiren Taş, eski zamanlardan kalan eşyaları da evinin bir bölümünde sergiliyor. Ziyaretçilerine evindeki her bir eşyanın hikayesini anlatan yaşlı adam, bu sayede geçmişle günümüz arasında bir köprü kuruyor.
"Ağaç Neye Benzerse Onu Biliyorum, Ona Benzetiyorum"
El becerisinin bir okuldan gelmediğini, içinden gelen bir yetenek olduğunu belirten Mustafa Taş, "Bunun okuluna mı gittin diye soruyorlar. Hayır, içeriden gelen bir şey. Yukarıda eskiden su değirmenimiz vardı. İşim gücüm ağaç yetiştirmekti. Kavak, söğüt ağacı yetiştirirdim. Bu merakım oradan gelme galiba. İçimde sevgi başladı." dedi. Taş, ağaçların şekline göre hayal ettiği figürleri ortaya çıkardığını ifade ederek, "Baston yapıyorum. Ağaç neye benzerse ben biliyorum, ona benzetiyorum. Keçi oluyor, tavşan oluyor, baston oluyor." şeklinde konuştu.
2004'ten Beri Bu Hobiyle Uğraşıyor
Almanya'dan emekli olduktan sonra 2004 yılında Türkiye'ye dönen Mustafa Taş, o tarihten bu yana bu hobiyle uğraştığını söyledi. Ziyaretçilerinin eksik olmadığını belirten Taş, "Erol Bey getiriyor, İl Kültür Turizm Müdürlüğü geliyor. Ben geldim gidiyorum, bu işi gelseler öğrenseler. Hiç öğrenmek istemiyorlar, sevmiyorlar." dedi. Taş, kumaş atıklarını toplayarak çanta ve takke yaptığını, akşamları televizyon izledikten sonra bu işlerle uğraşmazsa uyuyamadığını ifade etti.
"Çekme Değnek" Hikayesiyle Ziyaretçilerini Bilgilendiriyor
Mustafa Taş, evinde sergilediği antika eşyaların hikayelerini de anlatıyor. Bunlardan biri olan "çekme değnek"in geçmişte bir silah olarak kullanıldığını belirten Taş, şu anekdotu paylaştı: "Eskiden delme giyerlerdi. İçlik denirdi. Sopayı oraya takarlardı. Koluna asarlardı. İçliğin içinde sopa dururdu, kimse bilmiyordu. Birisiyle bir münakaşa yaparsa tabanca silah yok, bu sopayı buradan çeker alırdı. Yakın mesafenin silahıydı." Taş, bu değneğin hikayesini anlatırken eski zamanlarda ormancıyı tuzağa düşüren bir olayı da aktardı.
Mustafa Taş, hatıralarıyla süslediği antika eşyaları ve el emeği ürünleriyle müzeyi andıran evinde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.