Giresun’da yaşayan Haluk Kemal Yücesan, hayatının önemli bir bölümünü geride bıraktıktan sonra başladığı bıçak ustalığıyla dikkat çekiyor. 40 yaşından sonra çırak olarak girdiği meslekte 26 yılı tamamlayan Yücesan, kentin köklü el sanatlarından biri olan yöresel bıçak üretimini sürdüren isimler arasında yer alıyor. Bir tesadüf sonucu adım attığı bu zanaat, onun için yalnızca bir iş değil, aynı zamanda bir yaşam biçimine dönüşmüş durumda.
Deprem sonrası İstanbul’dan Giresun’a dönüş hayatını değiştirdi
1999 Marmara Depremi’nin ardından İstanbul’dan ayrılma kararı alan Yücesan, memleketi Giresun’a döndükten sonra bıçakçılıkla tanıştı. Yaşadığı zorlu sürecin ardından tesadüfen bir ustanın dükkânına girmesi, hayatında yeni bir kapı açtı.
Ustasıyla yaptığı kısa bir sohbetin ardından ertesi gün sabah erken saatlerde dükkâna giden Yücesan, böylece çıraklığa başladı. O gün başlayan süreç, yıllar içinde ustalığa uzanan uzun bir yolculuğa dönüştü.
Giresun’un geleneksel bıçak kültürü nesilden nesile aktarılıyor
Giresun bıçakçılığı, yalnızca üretim yapılan bir zanaat değil; aynı zamanda tarihi bir kültürel miras olarak öne çıkıyor. Bölgede üretilen bıçaklar, isimleri ve kullanım alanlarıyla da dikkat çekiyor.
“Giresun Saldırması”, “Yılan Dili”, “Sepet Bıçağı” ve “Kanun Bıçağı” gibi çeşitler, hem günlük kullanım hem de tarihsel işlevleriyle biliniyor. Özellikle bazı modellerin geçmişteki sosyal ve hukuki dönemlere göre şekillendiği ifade ediliyor. Bu yönüyle Giresun bıçakları, sadece bir araç değil, aynı zamanda bir kültür anlatısı taşıyor.
26 yıldır aralıksız çalışıyor: Mesleğe bağlılık dikkat çekiyor
Haluk Kemal Yücesan, 40 yaşından sonra başladığı mesleği aralıksız sürdürüyor. 26 yıldır neredeyse her gün dükkânını açtığını belirten usta, bu işin sabır ve emek gerektirdiğini vurguluyor.
Ona göre bıçakçılık, hızlı sonuç alınacak bir iş değil. Aksine uzun süreli ustalık, dikkat ve el becerisi isteyen bir sanat. 2010 yılında “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanı alan Yücesan, bu geleneğin korunmasının önemine dikkat çekiyor.
Gençler mesleğe ilgi göstermiyor, usta endişeli
Yücesan’ın en büyük endişelerinden biri ise mesleğin geleceği. Yetiştirdiği çırakların ekonomik nedenlerle mesleği bırakması, zanaatın devamlılığını zorlaştırıyor. Kendi ailesinde bile bu durumun yaşandığını belirtiyor.
Buna rağmen usta, Giresun’un bıçak kültürünü yaşatmaya kararlı. Ona göre bu iş sadece demir işlemek değil, aynı zamanda kentin kimliğini ve hafızasını korumak anlamına geliyor.