Yozgat Haberleri

Ankesörlü Telefonlar Tarih Oldu: Teknolojinin Sessiz Vedası

Bir zamanlar önünde kuyrukların oluştuğu ankesörlü telefonlar, cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sessizce hayatımızdan çıktı.

Abone Ol

Yozgat’ta bir dönem günlük hayatın vazgeçilmezi olan ankesörlü telefonlar, teknolojiye yenik düştü. 90’lı yıllarda şehirlerin dört bir yanını süsleyen bu telefonlar, günümüzde ya kaldırıldı ya da işlevsiz bir şekilde yerlerinde duruyor. Önünde kuyrukların oluştuğu o günler artık sadece hatıralarda kaldı.

Jetonla Başlayan Yolculuk: Ankesörlü Telefonların Tarihi

İlk kez 1891 yılında William Gray tarafından geliştirilen ve jetonla çalışan ankesörlü telefonlar, Türkiye’de özellikle 1990’lı yıllarda büyük bir yaygınlık kazandı. İstanbul’dan başlayarak Anadolu’nun birçok noktasına yayılan bu telefonlar, zamanla jeton yerine kartla çalışır hale geldi.

Şehir merkezleri, askeriye, yurtlar ve kalabalık meydanlar gibi insan yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde konumlandırılan bu cihazlar, iletişimin ana omurgalarından birini oluşturuyordu. Ancak cep telefonlarının hızla yaygınlaşması, bu sessiz kahramanların görevini yavaş yavaş sonlandırdı.

Her Kulübe Bir Hikâyeydi: “Hasret, sevinç, gözyaşı…”

Ankesörlü telefonlar, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda birçok kişinin hayat hikâyesine tanıklık etmiş yerlerdi. Yozgatlı Bahadır Gökgül, gurbette olduğu dönemde nişanlısıyla bu telefonlar aracılığıyla iletişim kurduğunu anlattı:
“Jetonları PTT’den alırdık. Büyük, orta, küçük diye ayrılırdı. Konuşma süresine göre seçerdik. Önlerinde kuyruk olurdu, sabırla beklerdik.”

Askerdeyken bu telefonları sıkça kullandığını söyleyen Gökgül Arslan ise duygusal anılara değindi:
“Telefon kulübelerinin önünde bekleyen, konuşan, ağlayan, sinirlenen çok olurdu. Şimdi o görüntüler yok ama gördükçe hatıralar canlanıyor.”

Teknoloji Değişti, Hatıralar Kaldı

Salim Çelik da geçmişe dair izleri hâlâ bu telefonlarda bulduğunu söylüyor:
“İnsanlar o zamanlar daha sabırlıydı. Konuşma biraz uzayınca sıradakiler serzenişte bulunurdu. ‘Hadi kardeşim, burada ağaç olduk’ gibi sözleri çok duyardık. Tatlı anılar birikti.”

Bugün hâlâ bazı ankesörlü telefonların şehir merkezlerinde yer aldığı görülüyor. Ancak çoğu çalışmıyor, sadece birer nostaljik obje olarak kalıyorlar. Kimileri için yalnızca eski bir iletişim aracı, kimileri içinse gençlik, hasret ve bazen de gözyaşı demek.