Yozgat Haberleri

Efsaneleri ve Mimarisiyle Yozgat Çapanoğlu Camii

Yozgat'ın merkezindeki Çapanoğlu Camii, 18. yüzyılda iki aşamada inşa edilmiş, Türk barok mimarisinin Anadolu'daki nadir örneklerinden biri. İşte caminin mimari detayları, türbesi ve halk efsaneleri.

Abone Ol

1779'da başlayan inşaat, 16 yıl arayla iki aşamada tamamlanmış. Cami tek seferde değil, iki kardeş tarafından ayrı zamanlarda yapılmış. İçeri cami 1779'da Çapanoğlu Mustafa Bey tarafından, dışarı cami ise 1794-95 yıllarında kardeşi Süleyman Bey tarafından inşa ettirilmiş. Aradan 16 yıl geçmesine rağmen iki bölüm birbirine öyle güzel uymuş ki, sanki tek seferde yapılmış gibi duruyor.

Beyaz ve Bordo Taşların Uyumu

İçeri cami beyaz kesme taşlarla yapılmış. Dışarı cami ise açık kahverengi-bordo kesme taşlardan. Renkleri farklı ama uyum mükemmel. Çapı 15,15 metre olan yüksek kubbesi, ince uzun minaresiyle şehrin her tarafından görülüyor.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Avrupa etkisinde ortaya çıkan Türk mimari tarzının Anadolu'daki nadir örneklerinden biri bu. İstanbul'da sayısız örneğini gördüğümüz abide eserlerin sade karakterli bir versiyonu. Türk barokunun Anadolu'daki en önemli örneklerinden sayılıyor. Caminin dört tarafı avlu duvarıyla çevrili. Eskiden avluya doğu ve batıdan kemerli birer kapı ile giriliyormuş. 1964'te kuzey tarafından üçüncü bir kapı daha eklenmiş.

Efsaneler ve Temel Atma Hikayesi

Çapanoğlu Camii'yle ilgili halk arasında güzel bir efsane anlatılır. Cami inşaatında harç karan amelelerden birinin yanına aksakallı ihtiyar bir adam gelir. Camiye emeğinin geçmesi için çalışan işçiden küreği alır, biraz çalışır ve gider.

Sonradan anlaşılır ki o ihtiyar Hz. Hızır'mış. Halk arasında her cuma ve kandil namazlarında Hz. Hızır'ın camide göründüğüne inanılır. Bereketli, mübarek bir yer olduğuna inanılıyor yani. Bir başka efsane de caminin temelini atmakla ilgili. Cami yapılacak yer sazlık, bataklık bir yermiş. Bu bataklıktan kurtulmak için yün ve ardıç basarak sazlık alan doldurulmuş. Caminin temeli bu şekilde sağlamlaştırılmış.

En meşhur efsane ise ustanın hikayesi. Caminin duvarlarını yükselten usta, Çapanoğlu'ndan habersiz Yozgat'tan ayrılmış. Dört yıl boyunca dönmemiş. Çapanoğlu sinirlenmiş, ustanın bulunup öldürülmesini emretmiş. Çünkü Çapanoğlu, kendi yaptığı caminin bir benzerini yapmaması için ustayı öldürmek istiyormuş. Usta bunu öğrenince çırağıyla birlikte minarenin tepesinden uçmaya hazırlanmış. Çırak "Keski yerde kaldı" deyince uçamamış, usta uçup gitmiş.

18 Sanduka Bulunan Türbe

Caminin kuzeydoğu köşesinde, iç ve dış caminin birleştiği noktada beyaz kesme taştan küçük kubbeli bir türbe var. Türbeye dış camiden kemerli bir kapıdan giriliyor. İçinde farklı büyüklükte 18 sanduka bulunuyor. Bunlar Çapanoğlu ailesi ve Yozgat'ın ileri gelenlerine ait. Çapanoğlu Camii sadece bir ibadet yeri değil, Yozgat'ın ve Çapanoğullarının ölmeyen sembolü olmuş. Yüksek kubbesi, zarif minaresiyle şehrin siluetine damgasını vurmuş. Yozgat çarşısı da bu caminin etrafında kurulmuş zaten.

Yozgat'ın neyi meşhur diye sorana gösterilecek tarihi yapıların başında geliyor Çapanoğlu Camii. Sadece mimari güzelliğiyle değil, efsaneleriyle, tarihi dokusuyla da dikkat çekiyor.