Uslukılıç Yazılım Kurucusu Said Enes Uslukılıç, sosyal medya platformları ile yapay zeka modelleri arasındaki giderek derinleşen ilişkiyi, mahremiyet ve gözetim ekseninde ele alan kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Dijital teknolojilerin hayatın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte Google, Meta ve X gibi platformların yalnızca iletişim aracı olmaktan çıktığını vurgulayan Uslukılıç, bu yapıların kullanıcı davranışlarını izleyen, analiz eden ve yönlendiren sosyo-teknik güç merkezlerine dönüştüğünü ifade etti. Akademik literatürde güçlü kabul edilen Zuboff, Richards, Lyon, Kosinski ve Carlini gibi isimlerin çalışmalarına atıf yapan Uslukılıç, mevcut veri toplama pratiklerinin bireysel rıza ve özgür irade kavramlarını ciddi biçimde tartışmalı hale getirdiğini dile getirdi.
Gözetim Kapitalizmi ve Kullanıcı Rızasının Sınırları
Uslukılıç, Shoshana Zuboff’un “gözetim kapitalizmi” kavramının bugün gelinen noktayı anlamak açısından hala güçlü bir çerçeve sunduğunu belirtiyor. Sosyal medya platformlarının, kullanıcıların çevrimiçi davranışlarından ortaya çıkan “davranışsal artığı” düzenli biçimde toplayarak ekonomik değere dönüştürdüğünü ifade eden Uslukılıç, bu sürecin büyük ölçüde görünmez biçimde işlediğine dikkat çekiyor. Kullanıcıların çoğu zaman uzun ve karmaşık sözleşmeler üzerinden verdikleri rızanın biçimsel kaldığını vurgulayan Bireylerin kısa vadeli faydalar ile uzun vadeli yapay zeka temelli sonuçlar arasında bilinçli bir tercih yapması fiilen mümkün olmadığını dile getiren Uslukılıç, dijital ekonomide güç ilişkilerinin tek taraflı biçimde platformlar lehine kurulmasına yol açtığını dikkat çekti.
Sürekli Gözetim, Mahremiyet ve Davranışsal Özerklik
Uslukılıç’ın değerlendirmelerinde önemli bir yer tutan başlıklardan biri de sürekli gözetimin birey üzerindeki etkileri. Özellikle Richards’ın ifade özgürlüğü ve davranışsal özerklik üzerindeki baskıya dikkat çeken yaklaşımına değinen Uslukılıç, Google Asistan gibi sesli sistemlerin ortam seslerini istem dışı kaydedebildiğine dair iddiaların bu tartışmayı somutlaştırdığını söylüyor. Uslukılıç bu sistemler, yalnızca pasif veri toplayıcılar değil, kullanıcı alışkanlıklarını öğrenen, tahmin eden ve zamanla yeniden şekillendiren aktif yapay zeka aktörleri haline gelmiş durumda olduğunu belirtti.
Meta, WhatsApp ve Metaveri Üzerinden Kurulan Gözetim
Meta bünyesindeki WhatsApp örneği, Uslukılıç’a göre dijital mahremiyet tartışmalarının en çarpıcı alanlarından biri. Abelson ve çalışma arkadaşlarının ortaya koyduğu üzere, uçtan uca şifreleme içerik gizliliği sağlasa bile, metaveri üzerinden kapsamlı bir gözetim altyapısı kurulabiliyor. Kimin, ne zaman, kimle ve ne sıklıkla iletişim kurduğuna dair verilerin son derece değerli olduğunu vurgulayan Uslukılıç, bu durumun mahremiyetin teknik bir özellik değil, ilişkisel ve bağlamsal bir kavram olarak yeniden düşünülmesini zorunlu kıldığını ifade ediyor. Bu bakış açısı, sosyal medya ve yapay zeka ilişkisini daha geniş bir toplumsal zemine taşıyor.
Siyasi Manipülasyon, Yapay Zeka ve Kalıcı Veri Riski
Cambridge Analytica skandalı ve Kosinski’nin dijital ayak izlerinden kişilik tahminlerine dair çalışmaları, Uslukılıç’ın analizinde özel bir yer tutuyor. Sosyal medya verilerinin yalnızca reklam amacıyla değil, psikolojik ve siyasal yönlendirme için de kullanılabildiğini belirten Uslukılıç, bu durumun bireysel özerklik kavramını yeniden tartışmaya açtığını söylüyor. Günümüzde büyük dil modelleri ve üretken yapay zeka sistemlerinin, geçmişte toplanmış veya sızdırılmış verileri eğitim girdisi olarak kullanması ise riski daha da büyütüyor. Carlini ve arkadaşlarının ortaya koyduğu “training data leakage” ve “model inversion” bulgularına atıf yapan Uslukılıç, veri ihlalinin artık tek seferlik bir olay değil, öğrenen sistemlerin doğası gereği süreklilik arz eden bir sorun haline geldiğini vurguluyor.
Teknik Çözümler Yeterli mi?
Said Enes Uslukılıç’a göre sosyal medya platformları ile yapay zeka geliştiricileri arasındaki simbiyotik ilişki, gözetim kapitalizmini daha görünmez ve daha dirençli kılıyor. Yapay zeka modellerinin tarafsız araçlar gibi sunulmasına karşın, eğitildikleri veri setlerindeki önyargıları ve güç ilişkilerini yeniden ürettiğini belirten Uslukılıç, sorunun yalnızca teknik veya hukuki önlemlerle çözülemeyeceğini vurguladı. Uslukılıç göre kalıcı çözüm, veri toplama mantığını, iş modellerini ve algoritmik karar mekanizmalarını kökten sorgulayan disiplinlerarası bir yaklaşım geliştirilmesinden geçiyor.