Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kurucu Genel Başkanı ve Türk siyasetinin önemli isimlerinden Başbuğ Alparslan Türkeş, ebediyete intikalinin 29. yıl dönümünde anıldı. 4 Nisan 1997’de aramızdan ayrılan Türkeş, Türk devlet ve milletine hizmet eden bir lider olarak hafızalara kazındı.
Fırtınalı Yıllarda İlke ve Ülkülerine Bağlılık
Başbuğ Türkeş, 25 Kasım 1917’de Lefkoşe’de doğmuş, Kayserili bir ailenin çocuğu olarak Kıbrıs’tan Türkiye’ye göç etmiştir. İlk ve orta öğrenimini Lefkoşe’de tamamladıktan sonra İstanbul’a yerleşmiş ve Kuleli Askeri Lisesi ile Harp Okulu eğitimini başarıyla tamamlamıştır.
Askeri Kariyer ve Uluslararası Görevler
Türkeş, orduda hızlı bir yükseliş göstermiş ve kurmay subay olarak mezun olmuştur. 1948 yılında ABD’de eğitim almış, Amerikan Harp Akademisi’nden dereceyle mezun olmuştur. 1959 yılında Almanya’daki Atom ve Nükleer Okulu’nu tamamlamış, NATO toplantılarında Türk Genel Kurmayı’nı temsil etmiştir.
27 Mayıs 1960 ve Siyasi Mücadele
27 Mayıs 1960 darbesinin önde gelen simalarından olan Türkeş, Milli Birlik Komitesi üyesi olarak görev yapmış ve Başbakanlık Müsteşarlığı yapmıştır. 1960 sonrası Hindistan’a sürgün edilmiş, mektuplarla Türkiye yönetimini uyarmaya devam etmiştir. 1963’te yurda döndükten sonra Huzur ve Yükseliş Derneği ile siyasi çalışmalarını sürdürmüştür.
1944 Milliyetçilik Olayı’nda da genç üsteğmen olarak yer alan Türkeş, hapis ve işkencelere rağmen Türk milliyetçiliği davasından taviz vermemiştir.
Siyasi Liderlik ve MHP’nin Kuruluşu
Türkeş, 1965 yılında CKMP Genel Başkanlığı’na seçilmiş, 1969’da partinin adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirmiştir. 65-80 yılları arasında dört dönem milletvekilliği yapmış, Milliyetçi Cephe hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevini üstlenmiştir.
12 Eylül 1980 sonrası MHP kapatılmış, Türkeş uzun süre tutuklu kalmış, 1987’de siyasi yasakların kalkmasının ardından MÇP Genel Başkanlığı’na seçilmiş ve 1992’de MHP’nin tekrar isim ve amblemlerini alarak Genel Başkanlığa devam etmiştir.
Türk Siyasetine İz Bırakan Lider
Türkeş, sadece bir siyasi lider değil, Türk gençliğine rehberlik eden bir dava adamı olarak tarihe geçmiştir. Hayatı boyunca Türk milliyetçiliğinin yılmaz savunucusu olmuş, ülkenin bağımsızlığı, birliği ve güçlü bir devlet olması için mücadele etmiştir.