Yozgat Bozok Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, 4-10 Mayıs tarihleri arasında kutlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla önemli bir bilgilendirme yayımladı. Merkez tarafından hazırlanan metinde, iş kazalarının önlenmesi ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulması için toplumsal farkındalığın artırılması gerektiği vurgulandı.
Risk Alma Önlem Al: Hiçbir İş Güvensiz Yapılacak Kadar Acil ve Önemli Değildir
İş Güvenliği Uzmanı Öğr. Gör. Özlem Saklıca imzasını taşıyan bilgilendirmede, insanoğlunun temel ihtiyaçlarının başında beslenme, sağlık ve güvenliğin geldiği hatırlatıldı. Ancak gelişim sürecinde bu temel ihtiyaçların öneminden uzaklaşıldığına dikkat çekilen metinde, her bireyin fiziki, psikolojik ve sosyal yönden tatmin olacağı kalitede hizmetlere ihtiyaç duyduğu ifade edildi. Sağlık hizmetlerine olan ihtiyacın genel sağlık hizmetlerinin önüne geçtiği belirtilirken, bu hizmeti sağlama görevinin önce devlete, ardından işverene ait olduğu aktarıldı.
Bilgilendirme metninde, sağlık ve güvenliğin çalışma ortamında sağlanabilmesi için devlet, çalışan ve işverenin ortaklaşa çalışmalar yürütmesinin kaçınılmaz bir gerçek olduğu kaydedildi. İnsanın çalışma hayatı ile tanıştığı andan itibaren iş kazalarının gerçekleştiği gerçeğine vurgu yapılan açıklamada, günümüzde gelişen teknolojilerin insanı daha fazla koruma imkânı sağlasa da iş kazalarının geçmişe göre aynı hızda devam ettiği belirtildi.
İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları Yılda 2 Milyon Can Alıyor
Uzman Öğr. Gör. Saklıca'nın paylaştığı çarpıcı verilere göre, dünyada içki, uyuşturucu veya savaşlardan yılda ortalama 650 bin insan hayatını kaybederken; iş kazaları ve meslek hastalıkları sebebiyle bir yılda ortalama 2 milyon insanın hayatını kaybettiği biliniyor. Bu noktada önem verilmesi gereken hususun makine-insan uyumunun artırılması ve çalışanların daha fazla eğitim alarak işbaşına geçmeleri olduğu ifade edildi.
İş güvenliğinin sadece çalışanı etkileyen bireysel bir kavram olmadığına dikkat çekilen metinde, bu kavramın bir ülkenin gelişmişlik düzeyi ölçütü olduğu vurgulandı. Sağlıklı bir bireyin yetiştireceği yeni nesillerin bilinç düzeyi ile sağlıklı ve mutlu bir toplumun ifade edildiği belirtilirken, bunun sağlanabilmesi için işçi ya da memur ayrımı yapılmadan; yaş, cinsiyet, ırk ve meslek farkı gözetilmeksizin herkesin yaşama hakkının en yüksek düzeyde garanti altına alınması gerektiği ifadelerine yer verildi.