Hedonik açlığın fiziksel değil, duygusal ve psikolojik kökenli bir yeme dürtüsü olduğunu vurgulayan Diyetisyen Zişan Sobacı, dijital yaşamın bu durumu yaygınlaştıran temel etkenlerden biri olduğunu kaydetti. Sobacı, sosyal medya platformlarında sürekli olarak karşılaşılan yemek fotoğrafları ve videolarının beynin ödül merkezini uyararak, kişinin tok olmasına rağmen yeme isteği duymasına neden olduğunu aktardı.
Diyetisyen Zişan Sobacı "Sosyal medyada artan yemek videoları ve görsel içerikler, vücudun gerçek bir enerji ihtiyacı olmamasına rağmen yeme isteğini körükleyebiliyor. Bu durum, fark edilmediğinde kilo artışından metabolik hastalıklara kadar uzanan bir süreci tetikleyebiliyor" ifadelerini kullandı.
Yakın Plan ve Yüksek Kalorili Görüntüler Tetikleyici Rol Oynuyor
Diyetisyen Sobacı, özellikle yakın plan çekilmiş, bol soslu ve yüksek kalorili yiyecek görüntülerinin iştah üzerinde ciddi bir tetikleyici etki yarattığını belirtti. Bu tür görüntülerin beyinde, o lezzetin tüketilmiş gibi bir beklenti oluşturduğunu ve "acıkmadım ama canım çekti" şeklinde ortaya çıkan bir yeme davranışına yol açtığını dile getirdi. Sobacı, sosyal medya kullanım süresi arttıkça, bu tarz kontrolsüz yeme ataklarının da artış gösterdiğine dikkat çekti.
Uzun Vadede Ciddi Sağlık Sorunlarına Yol Açabiliyor
Hedonik açlığa bağlı gelişen sürekli atıştırma alışkanlığının masum olmadığını vurgulayan Zişan Sobacı, bu durumun uzun vadede obezite, insülin direnci ve çeşitli metabolik hastalıkların görülme riskini artırabileceğini ifade etti. Kan şekeri dalgalanmalarına ve enerji dengesinin bozulmasına da zemin hazırlayan bu davranış biçiminin yönetilmesi gerektiği kaydedildi.
Sobacı, hedonik açlıkla başa çıkabilmek için alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı: Gerçek açlık ile duygusal yeme dürtüsünün ayırt edilmesi, ev ortamında sağlıksız atıştırmalıkların bulundurulmaması, yavaş ve bilinçli yemek yeme alışkanlığının kazanılması, stres yönetimine önem verilmesi ve sosyal medya kullanım sürelerinin dengelenmesi. Sobacı, bireylerin yeme davranışları konusunda farkındalık geliştirmesinin süreci kontrol altına almada en önemli adım olduğunun altını çizdi.