Güncel

Yozgat'a tarih boyunca düşman ayağı neden değmedi? Perde arkasında 3 kritik neden var

Kurtuluş Savaşı'nda İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan orduları Anadolu'yu bölge bölge işgal ederken Yozgat, bu akıbete uğramayan ender şehirlerden biri oldu. Düşman Ankara'nın Polatlı ilçesine kadar ilerlemesine rağmen Yozgat sınırına adım atamadı.

Abone Ol

Yozgat, Türk milletinin en zor sınavlarından biri olan Kurtuluş Savaşı yıllarında, Anadolu'nun pek çok şehri işgal edilirken ayak basılamayan, burnu dahi kanamayan ender topraklardan biri olarak tarihe geçti. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlar ülkeyi bölge bölge paylaşırken Yozgat'ın bulunduğu bölge bu paylaşımın dışında kaldı. Düşman birlikleri Ankara'nın Polatlı ilçesine kadar ilerlemiş olmasına rağmen Yozgat sınırına bir adım dahi atamadı. Peki, bu nasıl mümkün oldu?

Coğrafi konum: İç Anadolu'nun tam ortasında stratejik bir kale

Yozgat'ın işgal edilememesindeki en büyük etken, hiç şüphesiz coğrafi konumu olarak öne çıkıyor. İç Anadolu Bölgesi'nin tam merkezinde, Bozok Platosu üzerinde konumlanan şehir, deniz seviyesinden ortalama 1.300 metre yükseklikte bulunuyor. Ege ve Akdeniz kıyılarını işgal ederek iç bölgelere doğru ilerleyen düşman kuvvetleri için Yozgat, lojistik menzilin çok uzağında kalıyordu. Yakıt, cephane ve erzak ikmali yapmadan bu kadar iç bölgeye ulaşmak, dönemin şartlarında neredeyse imkânsızdı.

Dahası, Yozgat'ın doğusunda yükselen Akdağlar, kuzeyinde Deveci Dağları ve güneyindeki Delice Irmağı Vadisi gibi doğal engeller, şehri adeta bir kaleye dönüştürüyordu. Ankara-Sivas karayolu ile Samsun-Kayseri-Mersin hattının kesişim noktasında bulunan bu stratejik kavşak, savunma açısından avantaj sağlarken saldırı açısından geçit vermiyordu.

İşgal planında Yozgat yoktu: Nüfuz bölgelerinin dışında kaldı

Tarihsel kayıtlara göre, İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu paylaşma planlarında Yozgat bölgesi hiçbir zaman birincil hedef olmadı. İngilizler Musul ve Güneydoğu'ya, Fransızlar Adana ve çevresine, İtalyanlar Antalya bölgesine, Yunanlar ise İzmir'den başlayarak Batı Anadolu'ya odaklanmıştı. Yozgat, bu nüfuz bölgelerinin tamamının dışında, bir nevi boşlukta kalıyordu. Düşman kuvvetleri Ankara'yı hedef alsa da Yozgat üzerinden değil, Eskişehir-Afyon hattından ilerlemeyi tercih etti.


Bununla birlikte, Yozgat Kurtuluş Savaşı boyunca tamamen olaysız da kalmadı. Çapanoğlu İsyanı olarak bilinen ayaklanma, 1920 yılında Yozgat ve çevresinde Ankara Hükûmeti'ne karşı başlatıldı. Çapanoğlu Edip ve Celal Bey öncülüğünde çıkan bu isyan, Çerkez Ethem komutasındaki Kuvâ-yi Seyyâre tarafından bastırıldı. Ancak isyan, Kuva-yı Milliye'yi zor durumda bırakarak dolaylı yoldan işgal güçlerinin işini kolaylaştırdı. Yine de bu iç karışıklık, doğrudan bir işgale dönüşmedi.

Yozgatlıların direniş ruhu: Kadını erkeği cepheye koştu

Yozgat doğrudan işgal edilmemiş olsa da, şehrin insanları Milli Mücadele'ye canla başla destek verdi. Resmî kaynaklara göre Yozgat, Kurtuluş Savaşı'nda 351 şehit verdi. Kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle Yozgatlılar, ellerindeki kısıtlı imkânlarla milis güçler oluşturarak çevre illerdeki direniş hareketlerine katıldı. Cepheye asker, erzak ve lojistik destek sağlayan şehir, Türk ordusunun ihtiyaçlarını karşılamada kritik bir rol üstlendi.


Yozgat Valiliği kaynaklarında da belirtildiği üzere, bölge "yabancı güçlerin işgaline uğramamış" ancak Kuva-yı Milliye'yi zor durumda bırakan bir isyana tanıklık etmiştir. Bugün Yozgatlılar için "ayağı değmemiş topraklar" ifadesi, yalnızca askerî bir durumun değil; halkın birlik ve beraberlik içinde sergilediği direnişin sembolü olarak yaşamaya devam ediyor.

Coğrafya mı, strateji mi, direniş mi? Hepsi bir arada

Özetle Yozgat'ın işgal edilememesi tek bir nedene bağlanamaz. Yüksek rakımlı, dağlık coğrafyası lojistik açıdan caydırıcıydı; İtilaf Devletleri'nin paylaşım planlarında bölge hedef değildi; ve en önemlisi, Yozgat halkı Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Milli Mücadele'ye omuz vererek düşmanın cesaretini kırdı. "Yozgat'a tarih boyunca düşman ayağı değmemiştir" sözü işte bu üç sacayağının üzerinde yükselen bir gurur ifadesidir.

Bugün Yozgat'ı ziyaret edenler, bu onurlu geçmişin izlerini şehrin dokusunda, müzelerinde ve en çok da insanının hafızasında görebilir. Çünkü Yozgat'ın hikâyesi, bir şehrin değil; bir milletin bağımsızlık mücadelesinin en özel sayfalarından biridir.