26 yıldır eğitim camiasında görev yapan ve son 8 yıldır okul müdürlüğü koltuğunda oturan Kökten ile rehberlik öğretmeni Özkan, doğru bir tercih listesi oluşturmanın şifrelerini yüzdelik dilim esnekliği, adrese dayalı gerçekçi stratejiler ve sosyal imkanlar üzerinden tek tek sıraladı.
"Teknoloji çağında çocukların mutlu olacağı okullar seçilmeli"
Okul tercihinde en önemli faktörün öğrencilerin sosyal anlamda mutlu olabilmesi olduğunu vurgulayan Müdür Ersin Kökten, günümüz gençliğinin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikelerden birine dikkat çekti. Teknolojinin hayatı kolaylaştırırken öğrencileri psikolojik olarak da etkilediğini belirten Kökten, çocukların telefon ve tablet başında saatler geçirmesinin iletişim becerilerini zayıflattığını ifade etti.
"Bence velilerin ve öğrencilerin okul tercih ederken dikkat etmesi gereken en önemli faktör, çocukların sosyal anlamda kendilerini mutlu edebilecekleri bir okul olmalı. Çocuklar eğitim öğretim konusunda bir ivme kazanırken aynı zamanda sosyal anlamda da çok daha başarılı olmalılar. Maalesef teknoloji iyi anlamda dünyamıza girerken kötü anlamda da çocukları psikolojik olarak etkiliyor. Onun için biz öğrencilerimizin sosyal gelişmelerini sağlıyoruz; yurt içi, yurt dışı geziler yapıyoruz, birçok projeye katılıyoruz. Çocuklar tercih yaparken mutlu olacakları okulları seçmeliler."
"Puan değil yüzdelik dilim esas alınmalı"
Sınavın zorluk derecesinin her yıl değiştiğini hatırlatan Rehberlik Öğretmeni Neslihan Peker Özkan, puan odaklı yaklaşımın yanıltıcı olabileceğini söyledi. Asıl belirleyici olanın öğrencinin genel yüzdelik dilimi olduğunu belirten Özkan, tercih listesi oluşturulurken izlenmesi gereken stratejiyi şöyle açıkladı:
"Tercih listesini oluştururken ilk birkaç tercihte öğrencinin kendi yüzdeliliğinin üstünde olan, hayali olan yerler yazılabilir ancak bunu tercih listesi geneline çok yaymamak gerekir. İlk 3-4 okuldan sonra artık öğrencinin yüzdelik dilimine yakın okullar yazılmalı, listenin sonuna doğru da kendi yüzdelik diliminin 2 katı aşağısına kadar inerek okul tercihleri yapılmalı ki tercihler bu şekilde daha garanti olur."
"Sosyal imkanlar üniversite kaygısını azaltıyor"
Okulların fiziksel ve sosyal donanımlarının üniversiteye hazırlık sürecini doğrudan etkilediğini savunan Özkan, lisenin sadece akademik bilgi yüklenen bir kademe olmadığını, özellikle sosyal becerilerin geliştiği kritik bir dönem olduğunu vurguladı. Spor salonu, laboratuvar ve sosyal kulüp gibi fiziki imkanların öğrencinin motivasyonuna ve akademik gelişimine katkı sağladığını belirten Özkan, bu imkanların üniversite sınav sürecindeki stres ve kaygıyı yönetmede de kilit rol oynadığını dile getirdi.
"Okulun sağladığı sosyal imkanları ben bir tık daha önemsiyorum. Bu imkanlar öğrencinin iletişimini güçlendirir, takım çalışmalarındaki başarısını artırır, psikolojik sağlamlığını artırmada rol oynar. Bütün bunlar da öğrencinin üniversite sınav sürecindeki kaygıyı, stresi daha iyi yönetmesine büyük katkı sağlar."
Yerel yerleştirmede "OBP ve gerçekçi liste" vurgusu
Merkezi yerleştirme puanıyla tercih yapacak öğrencilerin yerel yerleştirme listesinde de dikkatli olması gerektiğini belirten Neslihan Peker Özkan, puan ve yüzdelik dilim oynamaları nedeniyle merkezi tercihe yerleşememe durumunda öğrencinin yerel yerleştirme ile okula kabul edileceğini hatırlattı. Bu noktada Ortaöğretim Başarı Puanı'nın (OBP) devreye girdiğini söyleyen Özkan, öğrencinin ikamet ettiği adres bölgesindeki okulları gerçekçi bir yaklaşımla listelemesi gerektiğini ifade etti.

"Arkadaş etkisiyle okul seçmeyin, okulları ziyaret edin"
Tercih döneminde yapılan en büyük hatalardan birinin arkadaş etkisi ve popülariteye kapılmak olduğunu dile getiren Özkan, arkadaşlık ilişkilerinde dengelerin değişebileceğini, hiçbir şeyin kalıcı olmadığını söyledi. Bir öğrencinin dört yılını geçireceği okulu seçerken yalnızca arkadaş faktörüne veya okulun adına bakmasının büyük yanılgı doğuracağını belirten Özkan, öğrencinin ilgi, yetenek ve beklentilerinin yanı sıra okulların projelerine ve üniversite yerleştirme oranlarına bakılması gerektiğini vurguladı. Tercih yapmadan önce okulların mutlaka veliyle birlikte ziyaret edilmesini öneren Özkan, akıldaki soru işaretlerinin bu şekilde giderilebileceğini kaydetti.
"Her yüksek puanlı okul her öğrenciye uygun değildir"
Okul kültürü ile öğrenci mizacının bir yapboz gibi uyuşması gerektiğine dikkat çeken Neslihan Peker Özkan, yoğun akademik baskıya gelemeyen, rekabetten hoşlanmayan ve sanatsal yönü ağır basan bir öğrenci için sadece puan yüksekliğine bakarak okul tercih etmenin doğru olmayacağını ifade etti. Uyum analizi yaparken okulun proje odaklılığına, akademik başarı anlayışına, sanatsal, sosyal ve sportif faaliyetlere ne kadar yer verdiğine bakılması gerektiğini belirten Özkan, "Öğrencinin mizaç özellikleri, gelecekte yapmak istediği meslek ve okulun kültürü bir yapboz parçası gibi birbirini tamamlamalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Yozgatlı öğrenci ve velilerin de bu öneriler ışığında tercih listelerini oluştururken yüzdelik dilim, sosyal imkanlar, adrese dayalı yerleştirme ve okul kültürü gibi kriterleri göz önünde bulundurması, daha bilinçli ve sağlıklı bir tercih süreci yürütmeleri açısından önem taşıyor.





