“İmza Karşılığı Elden Maddi Destek” İddialarına DMM’den Net Yalanlama
“İmza Karşılığı Elden Maddi Destek” İddialarına DMM’den Net Yalanlama
İçeriği Görüntüle

2024 yılında yalnızca reklam gelirleri üzerinden yaklaşık 158 milyar TL’nin Google, Meta, YouTube, TikTok ve benzeri yabancı platformlara aktarıldığı belirtilirken, uzmanlar bu tabloyu “dijital kuşatma” olarak nitelendiriyor.

Yerli Medya Büyük Darbe Aldı

Uzman değerlendirmelerine göre yabancı dijital platformlar artık sadece iletişim ve reklam mecrası olmanın ötesine geçerek, Türkiye’nin ekonomik yapısını, toplumsal huzurunu ve dijital egemenliğini hedef alan stratejik aktörler haline geldi.

Reklam pastasındaki değişim de tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.
2014 yılında reklam gelirlerinin yüzde 80’i yerel medyaya giderken, bu oran 2019’da yüzde 52’ye, 2024’te ise yüzde 26’ya geriledi. Aynı dönemde yabancı dijital platformların payı yüzde 74’e yükseldi.

“Kendi Kaynaklarımızla Kendi Kuşatmamızı Finanse Ediyoruz”

Uzmanlar, milyarlarca liralık reklam gelirini kontrol eden bu platformların, topladıkları büyük veri (big data) üzerinden algı operasyonları yürüttüğünü, yerli medyayı zayıflattığını ve Türkiye aleyhine yürütülen küresel manipülasyonlarda etkin rol oynadığını vurguluyor.

Bu durumun yalnızca ekonomik bir sorun olmadığına dikkat çeken uzmanlar, “dijital egemenlik sağlanmadığı sürece Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla kendi kuşatmasını finanse eder hale geleceği” uyarısında bulunuyor.

Veriler Sızdırılıyor, Algılar Yönetiliyor

Uzmanlara göre yabancı dijital platformların elinde bulunan milyonlarca kullanıcıya ait detaylı veriler, siyasi ve istihbari amaçlarla kullanılabiliyor. Bu veriler aracılığıyla;

  • Seçim dönemlerinde manipülasyon,

  • Siyasi haberlerde algı yönetimi,

  • Afet dönemlerinde dezenformasyon,

gibi risklerin ortaya çıktığı belirtiliyor. Kullanıcı tercihleri analiz edilerek kişiye özel içeriklerle yönlendirme yapılmasının, toplumsal yapıyı doğrudan etkilediği ifade ediliyor.

“Denetlenmeyen Algoritma, Güvenlik Riskidir”

Kastamonu Üniversitesi Yapay Zekâ Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Tunay Kamer, yabancı platformların Türkiye’den elde ettikleri reklam gelirleriyle yine Türkiye’ye yönelik algı operasyonları yürüttüğünü belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bu durum yalnızca ekonomik bir kayıp değil, kendi kuşatmamızı kendi kaynaklarımızla finanse etmemiz anlamına geliyor. Denetimsiz bırakılan her algoritma, potansiyel bir istihbarat unsurudur. Güvenlik artık sınır kapılarında değil, dijital dünyada başlıyor.”

Kamer, çözümün yerli ve milli dijital altyapı ile büyük dil modellerinin geliştirilmesi olduğunu vurgulayarak, bunun bir tercih değil milli zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

Kültürel ve Toplumsal Erozyon Uyarısı

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Serhat Ulağlı ise dijital platformların toplumsal yapı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Denetlenmeyen içeriklerin, örtük mesajlar ve eşik altı manipülasyonlarla kurumlara olan güveni zedelediğini, özellikle gençlerin rol modeller üzerinden yönlendirildiğini belirtti.

Ulağlı, dijital mecraların denetlenmesinin artık bir kültürel ve milli güvenlik meselesi haline geldiğini söyledi.

“Yerli Medya Üretiyor, Yabancı Platform Kazanıyor”

Gazeteci-yazar Okan Müderrisioğlu da yabancı dijital platformların “reklam–veri–algoritma” üçgeniyle yerli ve milli medyayı sistematik biçimde zayıflattığını vurguladı. Müderrisioğlu, Türkiye’de üretilen içerik ve kullanıcı verilerinden devasa kârlar elde edildiğini, buna karşın gelirlerin büyük bölümünün yurt dışına aktarıldığını ifade ederek yerli medya için telif ve reklam payı düzenlemesi çağrısı yaptı.

Kaynak: Haber Merkezi