Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde yürütülen bilimsel proje, psikolojik dayanıklılığın insan beynindeki etkilerini ortaya çıkarmayı hedefliyor. Psikologlar, sosyologlar ve bilgisayar mühendislerinin ortak çalıştığı projede, bireylerin travma sonrası toparlanma süreçleri nörofizyolojik verilerle analiz edilecek. Türkiye’de ilk kez bu kapsamda gerçekleştirilen araştırmada EEG cihazları, göz takip sistemleri ve yapay zeka destekli algoritmalar kullanılacak. Araştırmacılar, elde edilecek verilerle hem bireysel hem de toplumsal dayanıklılığı güçlendirecek yeni programların geliştirilmesini amaçlıyor.

Psikolojik dayanıklılığın beyindeki etkileri incelenecek

Necmettin Erbakan Üniversitesi Travma Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından yürütülen “Bireysel ve Kolektif Dayanıklılığın Nörofizyolojik Belirteçleri” projesi, travma sonrası insan davranışlarını bilimsel verilerle açıklamayı hedefliyor. Çalışmada yalnızca bireysel psikolojik süreçler değil, toplumsal dayanışmanın insan üzerindeki etkileri de araştırılıyor.

Projede yer alan uzman ekip, dayanıklılık kavramını yalnızca psikolojik testlerle değil, beynin verdiği biyolojik tepkiler üzerinden de değerlendirecek. Bu kapsamda katılımcıların stres karşısındaki refleksleri, dikkat seviyeleri ve duygusal tepkileri EEG cihazlarıyla ölçülüyor. Elde edilen bulgular sayesinde, bireyin kriz anlarında nasıl güç topladığı daha net biçimde ortaya konulacak.

Araştırmacılar, özellikle travma sonrası gelişim sürecinin bilimsel açıdan anlaşılmasının, ileride afetler, toplumsal krizler ve ruh sağlığı alanındaki çalışmalara katkı sağlayacağını düşünüyor.

EEG ve göz takip sistemleriyle veri toplanıyor

Projede kullanılan teknolojik altyapı dikkat çekiyor. Katılımcılardan alınan EEG kayıtlarıyla beynin elektriksel aktiviteleri analiz edilirken, göz takip cihazlarıyla da dikkat ve odaklanma süreçleri ölçülüyor. Böylece psikolojik dayanıklılığın yalnızca sözlü ifadelerle değil, biyolojik verilerle de desteklenmesi hedefleniyor.

NEÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Merve Acılar, araştırmada elde edilen ham verilerin özel sinyal işleme yöntemleriyle temizlendiğini belirtti. Daha sonra bu veriler makine öğrenmesi algoritmalarıyla analiz edilerek bireye özgü biyobelirteçler ortaya çıkarılıyor.

Uzmanlar, oluşturulacak veri setinin gelecekte yapay zeka destekli psikolojik destek sistemlerinin temelini oluşturabileceğini ifade ediyor. Özellikle stres yönetimi, travma sonrası destek programları ve ruh sağlığı uygulamalarında bu verilerin önemli rol üstlenmesi bekleniyor.

Toplumsal dayanıklılığın “koruyucu zırh” etkisi araştırılıyor

Projede öne çıkan başlıklardan biri de toplumsal dayanıklılık kavramı oldu. Araştırmacılar, bireyin ait olduğu toplumun güçlü olduğuna inanmasının psikolojik olarak koruyucu bir etki oluşturup oluşturmadığını inceliyor.

Doç. Dr. Seher Akdeniz’e göre insanlar kriz anlarında ortak kader duygusuyla hareket ediyor ve bu birlik hissi bireyin stresle mücadele gücünü artırabiliyor. Araştırma ekibi, bu etkinin beyindeki karşılığını ilk kez nörolojik düzeyde incelemeye hazırlanıyor.

Çalışma kapsamında binlerce kişiden veri toplandığı, belirli kriterlere uyan katılımcıların laboratuvar ortamında detaylı testlere dahil edildiği belirtildi. Araştırmadan çıkacak sonuçların yalnızca akademik literatüre değil, toplum sağlığı politikalarına da katkı sağlaması hedefleniyor.

Yapay zeka destekli psikoloji uygulamalarının önü açılabilir

Projede elde edilen biyolojik ve davranışsal verilerin gelecekte yapay zeka sistemleriyle entegre edilmesi planlanıyor. Uzmanlara göre geliştirilecek algoritmalar sayesinde bireylerin stres düzeyi, dayanıklılık kapasitesi ve travma sonrası risk durumları daha hızlı analiz edilebilecek.

Araştırma ekibi, ilerleyen süreçte karar destek sistemleri geliştirmeyi hedefliyor. Böylece psikologlar ve uzmanlar, kişiye özel destek programları hazırlarken veri temelli sonuçlardan yararlanabilecek.

Türkiye’de ilk kez bu ölçekte yürütülen çalışma, psikoloji ile yapay zekayı aynı zeminde buluşturmasıyla dikkat çekiyor. Bilim insanları, projenin uzun vadede ruh sağlığı alanında yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini değerlendiriyor.

Kaynak: İHA