Veri analiz şirketi Swiftest tarafından gerçekleştirilen geniş kapsamlı çalışma, sahil şeridindeki yerleşim birimlerinin geleceğine ışık tuttu. Matthew H. Nash önderliğinde yürütülen araştırmada, 36 farklı ülkeden 100'den fazla şehir mercek altına alındı. Hazırlanan raporda deniz seviyesindeki artış, kıyı erozyonu ve sıklaşan sel baskınları temel kriterler olarak baz alındı. Mevcut karbon emisyonu hızının devam etmesi durumunda, 2100 yılına gelindiğinde pek çok sahil kenti haritadan silinme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

İSTANBUL VE İZMİR LİSTEDE

Yapılan araştırmalara göre tehlike altında olan şehirler arasında İstanbul ve İzmir de yer alıyor. İstanbul'un tarihi yarımada bölgesi ile alçak kıyı şeritlerinin savunmasız olduğu ifade edildi. Deniz seviyesinde artan yükselmenin şehirdeki yaşamı doğrudan etkileyebileceği belirtildi.

İzmir’de ise tehlike Körfez çevresinde yoğunlaşıyor. Şehrin bu bölgesindeki yerleşim alanlarının ciddi bir su baskını tehdidi altında olduğu kaydedildi. Uzmanlar, bu kentlerin jeopolitik konumları gereği iklim değişikliğine karşı vakit kaybetmeden yeni kentsel planlar geliştirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Aksi halde yüzyılın sonunda bu bölgelerdeki yaşamın sürdürülebilirliği büyük bir soru işaretine dönüşecek.

DÜNYANIN DEV METROPOLLERİ ALARM VERİYOR

Raporda sadece Türkiye değil, dünya genelinden pek çok dev metropol de benzer bir kaderi paylaşıyor. Endonezya’nın başkenti Jakarta, her yıl santimetrelerce çökmesi ve deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle dünyanın en hızlı batan şehri ünvanını taşıyor. Tayland’ın başkenti Bangkok ve Vietnam’ın Ho Chi Minh kenti de zemin çökmesi ve sürekli hale gelen sel baskınları nedeniyle hayati tehlike yaşayan yerler arasında gösteriliyor.

Batı dünyasında da durum pek farklı seyretmiyor. İtalya’nın sembol kenti Venedik, yüzyılın sonuna kadar tamamen sulara gömülme riskiyle yüzleşirken, ABD’nin en riskli şehri olarak Miami işaret ediliyor. Miami'nin kireçtaşı zemini, yükselen suların barajlarla bile durdurulmasını imkansız kılıyor. Afrika’da ise Nijerya’nın Lagos kenti, hızlı nüfus artışı ve kıyı erozyonu kıskacında Batı Afrika’nın en kırılgan noktası olarak dikkat çekiyor. Karbon emisyonları mevcut seviyelerde devam ederse, 2100 yılına gelindiğinde bu şehirlerin birçoğu sadece anılarda kalacak.