Başkan Adıgözel, mesajında kapitalist sistemin kadına 'özgürlük' ve 'ekonomik bağımsızlık' vaat ederken kadını çift taraflı bir sömürü çarkına dahil ettiğini öne sürdü.
Kadının artık sadece evinde değil, fabrikada, ofiste ve dijital platformlarda sistemin bir dişlisi haline getirildiğini belirtti.
Aile İçi İletişimde Yaşanan Sorunlar
Çalışan eşlerin olduğu ailelerde, iş temposunun getirdiği yorgunluk ve stresin eşler arasındaki duygusal bağı zayıflattığını ifade eden Adıgözel, 'İletişimsizlik' sorununa dikkat çekti. Adıgüzel, iş hayatındaki sorunların eve taşınması veya evdeki sorumlulukların adaletsiz paylaşımının 'biz' yerine 'ben' demeye yol açtığını kaydetti.
Tarafların birbirinin emeğini görmezden gelmesinin sevgi bağını zayıflattığını ve duygusal kopuşu başlattığını vurgulayan Adıgözel, tartışmaların kişiliğe saldırı boyutuna ulaşmasının geri dönüşü zor bir aşama olduğunu ifade etti.
'Aile Yapısı Büyük Bir Sınavdan Geçiyor'
Adıgözel, toplumun temel taşı olan aile yapısının bugün büyük bir sınavdan geçtiğini belirtti. Boşanma oranlarındaki artışa ve şiddetin cinayet boyutuna ulaşmasına dikkat çekerek, toplumsal bir 'bağışıklık' sorunu yaşandığını belirtti.
Eskiden aile içi sorunların 'sabır' ve 'istişare' ile çözülmeye çalışıldığını, günümüzde ise bireyselliğin artmasıyla en ufak fikir ayrılığının güç savaşına dönüştüğünü ifade etti. Saygının yerini hakarete bıraktığında sevginin barınacak yer bulamadığını sözlerine ekledi.
Çözüm Önerileri ve 'Manevi Reçete'
Süleyman Adıgözel, bu sorunlardan çıkış yolunun, kadın ve erkeği birbirinin rakibi değil tamamlayıcısı olarak gören bir anlayıştan geçtiğini savundu. İslam'ın öngördüğü aile modelinin kadını piyasanın insafından kurtarıp kutsal bir emanet konumuna yükselttiğini iddia etti.
Yeniden Refah Partisi'nin çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı: Kadının çalışma hayatında yer alması bir 'zorunluluk' olmaktan çıkarılmalı, annelik ve eşlik rolleriyle denge kurulmalıdır. Devlet, aileyi eğitimin merkezine alan modeller geliştirmelidir. 'Yiyin, için, gezin' dayatmasına karşı 'kanaat ve ölçü' ahlakı ihya edilmelidir.
Adıgözel, erkeğin sorumluluğuna da değinerek, 'İslam ahlakı gereği erkek, evin geçiminden ve eşinin onurunu korumaktan birinci derecede sorumludur. Erkeğin bu mesuliyeti almadığı bir düzende, kadının sömürülmesi kaçınılmazdır' ifadelerini kullandı.
Sonuç olarak 8 Mart'ın sadece bir alışveriş festivali olarak görülmemesi gerektiğini belirten Adıgözel, asıl kutlamanın kadının gerçek saygınlığına kavuşturulması ile mümkün olacağını kaydetti.


