Uzmanların bölgeye dair yaptığı son haritalandırmalar, dingin bozkırın altında göz ardı edilmemesi gereken bir hareketlilik yattığını, geçmişte yaşanan sarsıntıların sadece birer anıdan ibaret kalmayabileceğini ortaya koyuyor. İnsanlık, her an hazırlıklı olması gereken yepyeni bir gerçeklikle yüz yüze.

Akdağmadeni: Unutulan Kırılma Noktaları

Yozgat denildiğinde akla ilk gelen yerlerden olan Akdağmadeni, çevresindeki ikincil fay sistemlerinin baskısı altında. Kuzey Anadolu Fay Hattı'na olan kuş uçuşu yakınlık, bu ilçenin sismik stres biriktirmesine yol açıyor. İlçenin kendine has coğrafyası içinde yaşam mücadelesi veren esnaf, kepengini her sabah aynı inançla açsa da yerin altından gelebilecek bir uğultunun tedirginliğini taşıyor.

Saraykent ve Sıcak Suların Fısıldadıkları

Termal kaynaklarıyla bilinen Saraykent, aslında bu sıcak suları yerin altındaki o çatlaklara borçlu. Yeryüzüne şifa dağıtan jeotermal sular, madalyonun diğer yüzünde diri fayların aktif çalıştığının en büyük kanıtı. Hastalığına çare bulmak için kaplıcaya giren bir vatandaş, o suyun kaynağındaki devasa enerjinin bir gün yer kabuğunu yırtıp geçebileceğini düşünmek bile istemiyor. Buradaki yapı stoku, maalesef bu çifte karakterli doğa olayına tam manasıyla hazır değil.

Köylerde Kerpiç ve Taşın Çaresizliği

Yozgat'ın kırsal kesimlerine doğru ilerledikçe, deprem gerçeği çok daha çıplak ve acımasız bir hal alıyor. Kadışehri veya Çekerek'in dağ köylerinde, atadan kalma yığma taş ve kerpiç evlerde yaşayan halk için ufak bir sarsıntı bile ölümcül sonuçlar doğurabilir. Ahırındaki üç beş hayvanıyla geçimini sağlayan bir köylünün, kerpiç duvarların toz dökmesini izlerken yaşadığı o derin çaresizlik, aslında ülkenin en yakıcı barınma krizlerinden birini gözler önüne seriyor.

Kaynak: Haber Merkezi