Yaklaşık 30 yıldır olta balıkçılığına ilgi duyduğunu belirten Şahbaz, balık avının kahvehanelerde vakit geçirmek yerine doğayla iç içe kalmak için son derece faydalı bir uğraş olduğunu ifade etti.
"Toplu İğne Bükerdik, Şimdi Gölet Çok Ama Su Kıt"
Çocukluk yıllarında balıkçılık malzemesine ulaşmanın oldukça güç olduğunu hatırlatan Şahbaz, "1980’li yıllarda şimdiki gibi imkanlar yoktu. Toplu iğneleri ikiye katlayıp L şekline getirir, Polis Okulu'nun yanındaki gölete ya da Kirazlı Göleti'ne giderdik. Günümüzde gölet sayısı ve balık popülasyonu eskiye oranla arttı ancak Yozgat hala su bakımından kısır bir memleket. Kızılırmak çevre illerden geçiyor ama Yozgat’a doğrudan uğramıyor. Balıkçılığın gelişmesi için devlet eliyle yapılan yapay göletlerin sayısının artırılması ve mevcut sahaların bilinçsizce kiraya verilmemesi gerekiyor" dedi.

"Küçük Balıkları Almak Av Kültürüne Sığmaz"
Şehirde balıkçılığa ilginin her geçen gün arttığını ancak avlanma bilincinin tam olarak oturmadığını vurgulayan Şahbaz, balık boyu sınırlarına ve av yasaklarına dikkat çekti. Bazı vatandaşların yavru balıkları tutarak popülasyona zarar verdiğini belirten tecrübeli esnaf, "İnsanlarımız heves ediyor ama kalıpları kırmak zaman alıyor. Küçücük balıkları kovaya atmak doğru değil. Devletin belirlediği av yasaklarına ve kurallara istisnasız herkesin uyması şart" uyarısında bulundu.
Döviz Kuru Ekipman Fiyatlarını Katladı
Artan maliyetlerin hobi amaçlı balıkçılığı da etkilediğine değinen Şahbaz, malzeme fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekti. Ekipmanların dövize endeksli olduğunu dile getiren Şahbaz, "Eskiden 5 liraya aldığımız ürünler bugün 100 lira bandına çıktı. Başlangıç seviyesinde bir olta ve kamış seti kurmak isteyen bir vatandaşın en az 700 ila 1.000 lirayı gözden çıkarması gerekiyor" şeklinde konuştu.

"Bin Liralık Takım da Düzsen Nasip Yoksa Balık Gelmez"
Balık tutmanın temel kuralının sabır ve kısmet olduğunu aktaran Şahbaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Kimi vatandaş 'Bir sürü pahalı ekipman aldım ama balık tutamıyorum' diye yakınıyor. Bizim inancımızda nasip vardır; bismillah der oltanı atarsın, gerisi Allah'ın takdiridir. Kar avcılığında '40 gün taban eti, bir gün av eti' derler. Avcılık sabır işidir. Oltanın başında beklemeyi bileceksin; bugün nasip olmazsa yarın olur. Hayatın kendisi de zaten sabretmekten ibarettir."


