Doğal Afet Değil, Tedbirsizlik Öldürür
Adıgözel, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "6 Şubat depremlerinde kaybettiğimiz on binlerce canımızı saygıyla anarken, sadece yas tutmanın ötesine geçmemiz gerekiyor. 40 bin binanın yerle bir olması ve yüz binlerce yapının ağır hasar alması, doğanın gücünden ziyade bizim bu güce nasıl yanıt verdiğimizi sorgulatıyor. Bir doğa olayının yaşanıp bitmiş olması, tehlikenin geçtiği anlamına gelmez. Türkiye bir deprem ülkesidir ve bu coğrafyada sarsıntılar hayatın bir parçasıdır. Önemli olan, depremin ne zaman olacağını beklemek değil, deprem olduğunda binaların ayakta kalacağı bir sistemi inşa etmektir." dedi.
Hazır Olmak Bir Tercih Değil, Zorunluluktur
Doğal afete her daim hazır olmak, sadece bir slogan olmaması gerektiğini ifade eden Adıgözel: "Bu hazırlık üç temel sütun üzerine kurulmalıdır: Bilimsel Planlama: Zemin etüdünden ödün vermeyen bir şehircilik anlayışı. Denetim: İnşaat sürecinin her aşamasında tavizsiz bir kontrol mekanizması. Bireysel Bilinç: Her vatandaşın afet anında ne yapacağını bilmesi ve yaşadığı binanın sağlamlığını sorgulaması." ifadelerine yer verdi.
Kaybedilen Canlara Karşı Sorumluluğumuz
Adıgözel: "Geçmişte yaşanan yıkımın nedenlerini tartışmak, suçlu aramanın ötesinde, geleceği kurtarma çabasıdır. Eğer bugün hala yapı stokumuzu güçlendirmiyor ve afet yönetim planlarımızı güncellemiyorsak, geçmişin acılarından yeterli dersi almamışız demektir. Doğa olaylarını durduramayız ancak onların birer insani yıkıma dönüşmesini engelleyebiliriz. Hazır olmak; korkuyla beklemek değil, güvenli yapılarla hayata tutunmaktır. Zafer her zaman inananlarındır ve zafer yakındır." ifadelerine yer verdi.



