Enflasyon verilerinin ardından yönünü aşağı çeviren değerli metal piyasası, uzmanların radarında kalmaya devam ediyor. Yatırımcılar kısa vadeli dalgalanmalara odaklanırken, sektöre yön veren fon yöneticileri çok daha geniş bir pencereden piyasaya bakıyor. ABD Merkez Bankasının (Fed) sıkı para politikası adımları şu an için fiyatları baskılasa da, arka planda büyüyen küresel borç krizleri ve merkez bankalarının dinmek bilmeyen fiziki talebi bambaşka bir tablo çiziyor.
ALTIN FİYATLARI İÇİN YENİ REKOR NE ZAMAN GELECEK?
Financial Times ev sahipliğinde gerçekleşen Değerli Metaller Sempozyumu, piyasanın geleceğine dair çarpıcı öngörülere sahne oldu. Troy Asset Management bünyesinde fon yöneticisi olarak görev yapan Charlotte Yonge, önümüzdeki 12 ila 18 ay içerisinde piyasalarda yeni bir tarihi zirvenin test edilebileceğini düşünüyor. Yonge'a göre hükümetlerin bozulan mali yapıları ve Amerika Birleşik Devletleri'nin hızla tırmanan kamu borcu, bu sıçramanın ana yakıtını oluşturacak. Olası bir küresel durgunlukta piyasaya sürülecek yeni nakit dalgası da güvenli limana kaçışı hızlandıracak.
Benzer bir vizyonu paylaşan Aon Investments yöneticilerinden Paul Carne ise projeksiyonunu önümüzdeki iki yıl üzerine kuruyor. Carne, Washington yönetiminin doları küresel arenada bir yaptırım silahına dönüştürmesinin, diğer devletleri farklı rezerv arayışlarına ittiğini vurguluyor.
MERKEZ BANKALARININ TALEBİ VE 4 BİN DOLAR BARAJI
Tarihler ocak ayını gösterdiğinde 5 bin 500 ABD Doları barajını kırarak rekor tazeleyen değerli metal, ABD enflasyon verilerinin yarattığı şokla dün 4 bin 75 dolara kadar geri çekildi. Endeavour Mining CEO'su Ian Cockerill, bu düşüşleri bir son değil, sıçrama tahtası olarak değerlendiriyor. Cockerill, geleneksel para birimlerine duyulan küresel güvenin sarsıldığını belirterek, 4 bin ABD Doları seviyesinin bir sonraki tırmanış öncesi oldukça sağlam bir destek noktası oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Standard Chartered Küresel Emtia Araştırmaları Başkanı Suki Cooper da kurumsal alış iştahına vurgu yapıyor. ABD ve İsrail'in İran'la yaşadığı gerilimin ardından bazı ülkelerin sıcak para ihtiyacıyla altın sattığını hatırlatan Cooper, buna rağmen ana eğilimin kesinlikle rezerv büyütmek yönünde olduğunu belirtiyor. Nitekim Dünya Altın Konseyinin (WGC) eylül ayına ait geçici raporları da bu durumu doğruluyor. Rapora göre sadece eylül ayında küresel çapta yaklaşık 63 tonluk alım yapıldı. Bu rakam, Kasım 2024 tarihinden bu yana kaydedilen en sert yükseliş olarak kayıtlara geçti.
ÇİN'İN REZERV STRATEJİSİ DOLARIN HAKİMİYETİNİ SORGULATIYOR
Küresel finans sisteminde dolara olan bağımlılığı kırma hamlelerinin en net örneği Asya'dan geliyor. WGC verileri ışığında Çin Merkez Bankası, kasalarına altın yığmaya hız kesmeden devam ediyor. Ülkenin elindeki fiziki varlıkların büyüklüğü 2 bin 410 tona ulaşmış durumda. Bu devasa miktar, Çin'in toplam uluslararası rezervlerinin yüzde 9'luk dilimini kapsıyor.
Gelişmekte olan ülkelerin bu stratejik değişimi, uzmanlar tarafından dolar hegamonyasına karşı bir kalkan olarak yorumlanıyor. Troy Asset Management'tan Yonge, alternatif arayan devletler gözünde altının; Japon yeni veya Euro gibi rakiplerine kıyasla çok daha dirençli bir seçenek sunduğunun altını çiziyor. Kısa vadede yüksek faiz ortamı altının cazibesini gölgelese de; savaşlar, borç dağları ve kurumsal alımların yarattığı fırtına, değerli metalin uzun vadeli rotasını çoktan belirlemiş gibi görünüyor.
(Yasal uyarı notu: Habere konu olan değerlendirmeler sektörel analiz niteliğinde olup, yatırım tavsiyesi içermemektedir.)





