Uzun ve sıcak yaz aylarının etkisiyle artan orman yangını riski, doğal yaşamı, yerleşim alanlarını ve ekonomik faaliyetleri tehdit etmeyi sürdürüyor. Yüksek sıcaklıklar, kuraklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr gibi iklim koşulları yangınların daha hızlı yayılmasına zemin hazırlarken, insan kaynaklı ihmal ve dikkatsizlikler önleyici davranışların taşıdığı kritik önemi ortaya koyuyor.

Cambridge araştırması: Yangınlar daha yıkıcı ve maliyetli hale geliyor

Cambridge Üniversitesi İşletme Fakültesi bünyesindeki Risk Araştırmaları Merkezi tarafından AXA XL'in desteğiyle hazırlanan "Orman Yangınları: Giderek Büyüyen Bir Risk" başlıklı araştırma, iklim değişikliği ve artan yapılaşmayla birlikte orman yangınlarının daha yıkıcı ve maliyetli hale geldiğine dikkat çekiyor. Araştırma; önleyici planlama, güçlü yapı standartları, erken uyarı sistemleri, risk mühendisliği ve sigortanın afet sonrası toparlanmadaki rolünün toplumsal dayanıklılık açısından önemini ortaya koyuyor.

"Farkındalık zor değil; doğayı temiz tutmakla başlıyor"

Yavuz Ölken, orman yangınlarının önlenmesinde her bireye sorumluluk düştüğünü belirterek şu değerlendirmede bulundu:

"Yine uzun ve sıcak bir yaz dönemindeyiz. Ne yazık ki ülkemizin farklı noktalarında yaşanan orman yangınlarıyla bir kez daha hepimizin içini acıtan bir tabloyla karşı karşıyayız. İklim değişikliği; sıcaklık, kuraklık ve aşırı hava olayları üzerinden yangın riskini büyütüyor. Ancak insan kaynaklı ihmallerin önüne geçmek büyük ölçüde bizim elimizde."

Ölken, farkındalığın doğayı temiz tutmakla, hiçbir atığı çevreye bırakmamakla, sıcak ve kurak günlerde ateş yakmamakla, sigara izmaritini doğaya atmamakla ve ormanlık alanların yakınında kıvılcım oluşturabilecek işlemlerden kaçınmakla başladığını ifade etti. "Kısacası orman yangınlarıyla mücadele önce bizden, kendi davranışlarımızdan başlıyor" diye konuştu.

"Riskleri önceden görmek zorundayız"

Orman yangınlarına karşı yalnızca müdahale kapasitesinin değil, yangın çıkmadan önce alınan önlemlerin de güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Ölken, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sigortacılığın risk ortaya çıktıktan sonra devreye giren bir yapıdan ibaret olmadığını biliyoruz. Asıl değer; riski önceden görebilmekte, doğru verilerle değerlendirmekte, kurumları ve toplumu uyarmakta ve kayıp yaşanmadan harekete geçebilmekte yatıyor."

Ölken, erken uyarı sistemleri, yapay zeka destekli risk haritaları, iklim verileri, risk mühendisliği ve doğru yapılaşma standartlarının birlikte kullanıldığında yangınların yol açabileceği kayıpları azaltmanın mümkün olduğunu vurguladı. Ancak teknolojinin ne kadar gelişirse gelişsin, bireysel sorumluluk ve toplumsal bilinç olmadan kalıcı bir sonuç elde edilemeyeceğini kaydetti.

"Doğaya sahip çıkmak hepimizin vatandaşlık görevi"

Orman yangınlarıyla mücadelenin kolektif bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Yavuz Ölken, sözlerini şöyle tamamladı:

"Doğaya sahip çıkmayanları uyarmak, iklim değişikliğinin sonuçlarını her fırsatta hatırlatmak ve toplum bilincini artırmak hepimizin vatandaşlık görevi. Doğanın kendini yenileme konusunda olağanüstü bir gücü var. Yanan alanların yeniden ormana dönüşebilmesi için onları korumamız, doğal iyileşme süreçlerine saygı göstermemiz gerekiyor."

Açıklamaya göre şirket, iklim değişikliğiyle bağlantılı risklerin önceden belirlenmesi, bu risklere karşı dayanıklılığın artırılması ve sigortanın koruyucu rolünün güçlendirilmesi doğrultusunda önleyici sigortacılık, risk mühendisliği, veri analitiği ve toplumsal farkındalık çalışmalarını sürdürüyor.

Kaynak: İHA