Fransa’nın Lorraine kömür havzasında yürütülen Regalor Projesi kapsamında, eski kömür damarlarındaki metan oranını ölçmek için başlatılan çalışmalar beklentilerin çok ötesinde bir sonuca ulaştı. La Française de l’Énergie (FDE), Lorraine Üniversitesi ve CNRS ortaklığındaki sondajlar, yer kabuğunun derinliklerinde devasa bir doğal hidrojen rezervini ortaya çıkardı.
METAN ARARKEN 34 MİLYON TONLUK REZERV BULUNDU
Yapılan ilk teknik ölçümlere göre bölgede 34 milyon tonluk beyaz hidrojen bulundu. Yaklaşık 1.100 terawatt-saatlik devasa bir enerji karşılığına denk gelen bu miktar, Avrupa kıtasının en büyük enerji keşiflerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Sondaj verilerine göre yerin altına inildikçe bulunan hidrojenin kalitesi artıyor. 1.093 metrede yüzde 15 olarak ölçülen hidrojen yoğunluğu, 3 bin metre seviyelerinde yüzde 98'e çıkıyor. Ayrıca coğrafi incelemeler, bu kaynağın Belçika, Lüksemburg ve Almanya sınırlarına kadar genişleme potansiyeli taşıdığını gösteriyor.

BEYAZ HİDROJENİN ÖNEMİ VE TEMEL ÖZELLİKLERİ
Küresel enerji dönüşümünün en kritik aktarı olan hidrojen, doğada bulunuş ve elde ediliş biçimine göre kategorilere ayrılıyor. Fosil yakıtlardan üretilen "gri hidrojen" karbon salınımına neden olurken, yenilenebilir kaynaklarla üretilen "yeşil hidrojen" ise yüksek maliyetleriyle zorluk yaratıyor.
Doğada kendiliğinden oluşan "beyaz hidrojen" ise üretim aşamasında hiçbir karbon salınımı gerçekleştirmediği için oyun değiştirici bir role sahip. Hem doğa dostu, hem de yeşil hidrojene kıyasla çok daha düşük maliyetli olan bu kaynak, sıfır emisyon yapısıyla sürdürülebilir bir alternatif sunuyor.
ESKİ MADEN BÖLGELERİNDE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
Hidrojenin moleküler yapısı gereği sahip olduğu yüksek sızma riski ve yanıcılık özelliği, çıkarma aşamasında sıfır hata payıyla çalışmayı gerektiriyor. Bu nedenle nakil süreçlerinde ileri teknoloji yatırımları zorunlu bir adım olarak masada duruyor.
Operasyonel süreçleri hızlandırmak isteyen FDE şirketi, bölgedeki 2.254 kilometrekarelik geniş bir sahada arama ruhsatı almak için resmi başvurularını tamamladı. Projenin tam kapasiteyle faaliyete geçmesi durumunda, terk edilmiş eski kömür madeni bölgelerinin ekonomik olarak yeniden canlanması ve ülkenin temiz enerji üretiminde küresel bir aktör haline gelmesi hedefleniyor.





