Gülistan Doku soruşturması, Tunceli’de 2019 yılında kaybolan üniversite öğrencisiyle ilgili yürütülen dosyada uzun bir sessizliğin ardından yeniden hareketlendi. Yaklaşık beş yıldır devam eden süreçte yeni delillerin ortaya çıkmasıyla birlikte soruşturma derinleştirildi. Aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapılırken, 11 şüphelinin tutuklanarak cezaevine gönderildiği bildirildi. Erzurum’da gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in adliyeye sevk edilmesi ise dosyanın seyrini değiştiren en dikkat çekici gelişmelerden biri oldu. Soruşturma kapsamında hem dijital kayıtlar hem de tanık beyanları yeniden incelemeye alındı.
Soruşturmada tutuklamalar ve yeni şüpheli listesi
Gülistan Doku soruşturması kapsamında yürütülen son operasyon, dosyanın kapsamını önemli ölçüde genişletti. Savcılık tarafından “kasten öldürme”, “cinsel saldırı” ve “suç delillerini yok etme” gibi ağır suçlamalar yöneltilen 15 şüpheliden 11’i tutuklandı. Tutuklanan isimler arasında farklı meslek gruplarından ve kamu görevlerinden kişiler bulunması dikkat çekti.
Soruşturmanın geldiği aşamada yalnızca bireysel iddialar değil, olayın örgüsel bir yapı içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği de araştırılıyor. Yetkililer, “Ucu nereye giderse gitsin” yaklaşımıyla tüm bağlantıların incelendiğini belirtiyor. Bu kapsamda bazı şüphelilerin telefon kayıtları, olay günü bölgedeki hareketlilikleri ve HTS verileri yeniden analiz ediliyor. Özellikle kaybolma sürecine ilişkin zaman çizelgesinin netleştirilmesi için çalışmalar sürdürülüyor.
Dijital deliller ve silinen kayıt iddiaları
Gülistan Doku soruşturması içinde en çok dikkat çeken başlıklardan biri dijital deliller oldu. Dosyada yer alan bilgilere göre, Doku’nun kaybolmadan önce hastane giriş kayıtlarına ilişkin bazı verilerin sistemden silindiği tespit edildi. POLNET kayıtlarıyla hastane bilgi yönetim sistemi verileri arasında uyumsuzluk bulunduğu, bu durumun teknik incelemelerle raporlandığı ifade edildi.
Bilirkişi raporlarına göre, bazı LOG kayıtlarının kasıtlı olarak silinmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Bu kayıtların içinde sağlık muayenesine ilişkin kritik bilgilerin yer aldığı iddia ediliyor. Savcılık, dijital müdahalenin kimler tarafından ve hangi amaçla yapıldığını ortaya çıkarmak için incelemeleri derinleştirdi. Bu süreçte veri güvenliği, sistem erişim logları ve yetki kullanımları da yeniden mercek altına alındı.
Gizli tanık iddiaları ve adli sürecin yönü
Soruşturmanın seyrini etkileyen unsurlardan biri de “Şubat” kod adlı gizli tanığın beyanları oldu. Tanığın ifadeleri doğrultusunda farklı kişilerin olayla bağlantılı olabileceği iddia edilirken, bazı bölgelerde yer altı görüntüleme cihazlarıyla incelemeler yapıldı. Ancak yapılan kazılarda somut bir bulguya ulaşılamadığı bildirildi.
Öte yandan bazı şüpheliler kendilerine yöneltilen suçlamaları reddederek iddiaların itibar zedeleme amaçlı olduğunu savundu. Adli makamlar ise telefon sinyalleri, baz istasyonu verileri ve PTS kayıtlarını birlikte değerlendirerek çelişkili noktaları netleştirmeye çalışıyor. Soruşturmanın çok yönlü ilerlemesi, dosyanın kısa sürede sonuçlanmayacağına işaret ediyor.





