Türk halk müziğinin en dokunaklı eserleri arasında yer alan bu türkü, sadece ezgisiyle değil, taşıdığı derin yaşanmışlıkla da kültürel hafızamızda yer tutuyor. Sözlü kültürün bir parçası olarak nesilden nesile aktarılan eserin doğuş hikayesi, yöresel kaynaklara ve tarihi anlatılara göre doğrudan İç Anadolu coğrafyasına dayanıyor.
HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI HANGİ YÖREYE AİT?
Müzik araştırmacıları ve yöre halkının ortak aktarımlarına göre bu hüzünlü eser, Yozgat ilinin Akdağmadeni ilçesine ait bir türkü olarak müzik arşivlerinde yer alıyor. Yozgat türküleri repertuvarının en ağırbaşlı ve dramatik örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Eser, vatan hasretiyle hayata veda eden genç bir fidanın son yakarışlarını belgeliyor.
ASKER OCAĞINDAN İSTANBUL'A UZANAN ACI HİKAYE
Tarihe geçen bu dramatik olay, komşu kızıyla beşik kertmesi olan genç bir Yozgatlının askere gitmesiyle başlıyor. Vatani görevi sırasında o dönemin en amansız hastalığı olan vereme yakalanan genç, hava değişimi izni alarak memleketi Akdağmadeni'ne dönüyor. Ancak ölümcül hastalık nedeniyle sözlüsünün ailesi, kızlarını hastaya göstermekten kaçınıyor. Beklenmedik bu ayrılık acısı, gencin fiziksel çöküşüyle birleşerek hikayenin seyrini tamamen değiştiriyor.
HASTANE PENCERESİNDEN YAZILAN SON VEDA
İleri tedavi umuduyla İstanbul'a sevk edilen genç, burada bir hastaneye yatırılıyor. Artık gurbet elde tek başına ağır bir yaşam mücadelesi veriyor. Yatağının penceresinden gördüğü yalnız bir incir ağacı, ona memleketini ve bir türlü göremediği sözlüsünü hatırlatıyor. Yakalandığı verem illetinden kurtulamayacağını anlayan talihsiz genç, o meşhur dizeleri işte bu hastane odasında kaleme alıyor. Hayata gözlerini yumduktan sonra cenazesi dönemin imkansızlıkları nedeniyle memleketine getirilemiyor. Genç bedeni, ellerin vatanında gurbet toprağına veriliyor.
HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI TÜRKÜSÜNÜN SÖZLERİ
Genç yaştaki bu trajik kaybın ardından geriye sadece hastane odasında kağıda dökülen o yanık dizeler kalıyor. Yozgat topraklarından İstanbul'a uzanan bu hüznün resmiyete dökülen sözleri şu şekilde:
Hastane önü incir ağacı, anam ağacı,
Doktor bulamadı bana ilacı, anam ilacı,
Baştabip geliyor zehirden acı, anam vay acı.
Garip kaldım yüreğime dert oldu,
Ellerin vatanı bana yurt oldu.
Mezarımı kazın bayırdan düze.
Yönümü çevirin sıladan yüze.
Benden selam demen hayırsız kıza.
Gurbet elde garip kaldım ağlarım,
Ateş aldım yüreğimi dağlarım.



