Araç satın alma sürecinde göstergedeki sayılara odaklanmak, sürücülerin en sık düştüğü hataların başında geliyor. Oysa bir vasıtanın kullanım ömrünü ekrandaki rakamlar değil, kaputun altındaki mühendislik kalitesi ve zamanında yapılmış periyodik bakımlar belirliyor. Otomotiv sektöründe rüştünü ispatlamış bazı bloklar, doğru ellerde kullanıldığında 200 bin kilometre barajını çok rahat aşarak yeni sahibine uzun yıllar masrafsız bir sürüş deneyimi vadediyor.

İKİNCİ EL OTOMOBİL ALIRKEN GÜVEN VEREN DİZEL MOTORLAR

Alman mühendisliğinin ikonik üretimlerinden olan Volkswagen imzalı 1.9 TDI üniteler, sağlamlık denildiğinde akla ilk gelen seçenekler arasında yer alıyor. Golf, Bora ve Passat serilerinde yıllarca görev yapan bu sistem; dayanıklı yapısı ve parça bolluğuyla biliniyor. Fakat yüksek kilometreli bir versiyona yönelmeden önce triger kayışı, yakıt enjeksiyon sistemi ve turbo aksamının uzman bir ekspertiz tarafından detaylıca incelenmesi şart.

Türkiye yollarında Linea, Punto, Fiorino ve Doblo modelleriyle adeta bir efsaneye dönüşen Fiat üretimi 1.3 MultiJet ise ekonomik sürüşü her köşe başında bulunabilen yedek parçasıyla harmanlıyor. Bu bloğa sahip bir taşıt incelenirken, geçmiş yağ değişim periyotlarının aksatılmamış olması ve turbonun basınç performansı belirleyici rol oynuyor.

Fransız üretici Renault ile bünyesindeki Dacia'nın satış rekorlarının arkasındaki gizli kahraman olan 1.5 dCi motorlar, yakıtı adeta koklamasıyla ün yapmıştır. Clio'dan Symbol'e geniş bir yelpazeye güç veren bu dizel mimaride; enjektör sağlığı, turbo durumu ve triger değişim takviminin yakından takip edilmesi büyük önem taşıyor.

Uzak Doğu'nun popüler temsilcileri Kia Ceed ve Hyundai i30'un kalbindeki 1.6 CRDi dizel üniteler de yüksek form grafiğiyle yıllara meydan okuyan, sadece yakıt hatlarının temizliğine ihtiyaç duyan nadir sistemlerden. İskandinav devi Volvo'nun S60, XC70, V70 ve S80 modellerine yerleştirdiği 5 silindirli 2.4 D5 motorlar ise yüksek çekiş gücüyle uzun yolların sadık yol arkadaşı olarak öne çıkıyor ve bakımlı örnekleriyle güven tazeliyor.

SORUNSUZLUK FELSEFESİNİN TEMSİLCİSİ BENZİNLİ ÜNİTELER

Dizel sistemlerin karmaşıklığından uzak durmak isteyenler için Toyota'nın turbosuz, atmosferik motorları güvenli bir liman sunuyor. Auris ve Corolla'da karşımıza çıkan 1.6 litrelik 1ZR-FE ile Yaris'e can veren 1.5 litrelik 1NZ-FE üniteleri, sade mekanikleri sayesinde arıza oranını asgari düzeye indiriyor. Bu araçlara yatırım yapacak sürücülerin mutlaka hararet geçmişini sorgulaması ve motorun yağ eksiltme potansiyelini test etmesi gerekiyor.

Fransız ekolünün 1.6 litrelik 16 valfli K4M kodlu benzinli seçeneği de (Renault), sanayi ustalarının ezbere bildiği ve müdahalesi son derece kolay bir mimari sunuyor. Clio ve Megane gibi modellerde karşımıza çıkan bu yapıda sadece ateşleme bobinleri ile krank sensörünün yorulmamış olduğuna dikkat etmek yetiyor.

Japon performans efsanesi Honda'nın 2.0 (K20) ve 2.4 (K24) litrelik motorları, temel tasarımı itibarıyla muazzam bir dirence sahip. Ne var ki bu güç üniteleri genellikle hız tutkunları tarafından modifiye edildiği veya agresif devirlerde kullanıldığı için, kaporta altındaki yorgunluğun boyutu satın alma kararını doğrudan etkilemelidir. CX-5, Mazda3 ve Mazda6 serilerinde yer bulan Mazda'nın turbosuz 2.0 Skyactiv-G sistemi de performans ve ekonomiyi bir arada sunarken, yalnızca üretici onaylı kaliteli yağ kullanımına ihtiyaç duyarak yüz binlerce kilometreyi sorunsuz devirebiliyor.

Muhabir: Haber Merkezi