Bazı zamanlar vardır...
Susmalısınız.
Kenarda beklemelisiniz.
Her şeyin içine girip.
Hiç bir şey bilmemenin algısına kapılmamalısınız...
28 Mayıs'ta böyle bir şey...
*
14 Mayıs'ta siyasi dengeler belirlendi.
Vatandaş.
Seçmen.
Toplum.
Net kararını verdi.
Recep Tayyip Erdoğan...
Dahası...
Geminin kaptanı...
Ülkenin lideri...
Bakmayın siz oranlara...
Bakmayın siz oy rakamlarına...
*
AK Parti'nin yerel bazdaki yöneticileri...
Geçmişi nasıl yanlış okumuşsa...
Bugünde farklı değil...
14 Mayıs'a bir noktadan bakıp.
28 Mayıs'a odaklandığından.
Yanılgı içerisinde yürümeye devam ediyor.
Söyledim, yine söylüyorum.
Yazdım yine yazıyorum.
Kenarda otursunlar yeter.
Belirlenen programa sadık kalsınlar yeter.
Vatandaşı kendi haline bıraksınlar yeter...
*
Kişilere takılı kalmam.
Adetim değildir.
Lakin.
Kişisel çıkarlar uğruna.
Kendini ortaya atanlara da hayıflanırım.
*
Yozgat’ta olumsuzluklar kabul görmez.
Hele hele eleştiri kabul edilmez.
Eleştirisel yazı yazdığınızda.
Yanlışları aktarıp.
Hataları dile getirdiğinizde.
Saldırıya uğrarsınız.
Fiziksel değil ha.
Siz nasıl yazmış iseniz.
Karşı tarafta tepkisini gösterir.
Ne düşmanlığınız kalır.
Ne de hainliğiniz.
Alışığız…
*
Diyorlardı ya.
14 Mayıs kritikti.
Gelip, geçti...
Şimdi 28 Mayıs...
Önemli bir tarih.
Hakikaten öyle.
O yüzden.
İktidar ile muhalefet.
İttifaklar arasında mücadele izlenecek.
Mesele.
Siyasal çalışmadan ziyade.
Toplumun bakışıdır.
Karar verici vatandaşın baktığı noktadır.
Bu yüzden...
Cumhurbaşkanı ile halk arasındaki kapılar açılıp.
Kendi hallerine bırakılmasının tam zamanı...
*
Yozgat'ın kararı açık ve net...
Mevzuya derin siyasetten girip.
Teşkilat bakışıyla yaklaşıp.
Yolunu bulah suyun yönünü değiştirilmesine de gerek yoktur.
Bence...
İktidarın teşkilatları sahaya inmemeli.
*
Anlatabildim mi?