İçimizde dolaşan şeytanlar var.
Kendi kötü düşüncelerini alıp etrafa saçan…
Herkesi etkileyebilirler.
Fark ettirmeden, yavaş yavaş.
Yanınıza gelirler.
Öyle açık açık değil…
Sessizce, sinsice…
Bu goblinler elini ovuşturarak size yaklaşır ve sizi etkilemeye çalışır.
Bunlar tek tip değildir.
Farklı türleri vardır.
Kimi zaman sizi birine karşı, kimi zaman ise bir başkasını size karşı doldururlar.
Ortada hiçbir şey yokken, bir bakarsınız mesele büyümüş.
Sebep yok… Ama sonuç var.
Bunlar için yaşın hiçbir önemi yoktur.
50 yaşındaki insanla da uğraşır,
5 yaşındaki çocukla da.
Onların derdi işin doğrusu değil, kendi doğrularıdır.
Doğruyu hazmedemezler.
Gerçeği değil, işlerine geleni savunurlar.
O yüzden meyve veren ağacı taşlarlar.
Ama unuttukları bir şey var:
Düşen ceviz, en çok kendi kafalarını acıtır.
Bu tip insanlardan korunmanın en net yolu bellidir:
Görmezden gelmek.
Ne söylüyorlarsa söylesinler,
duymamak.
Çünkü onlar sizin aklınıza giremez.
Sadece sözleriyle yaklaşabilirler.
Unutmayın:
Goblinler sadece konuşur.
Etkilenip etkilenmemek, sizin elinizde.
5 vakit namaz ahiretinizi korur.
Ama düşünceleriniz, sizi içeriden bitirebilir.
Bu yüzden mesele sadece dışarıyı korumak değil,
içeriye kimi aldığını bilmektir.
Zekanız sizin elinizde.
Ve onu kime kullandırdığınız, her şeydir.