Olay, 20 Mart 2026 tarihinde, Ramazan Bayramı’nın birinci günü İzmit’teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21) vakit geçirmek için mekana gitmişti. İddiaya göre, kafe önünde bir kişinin darp edildiğini gören Yıldırım, yardım amacıyla o kişiyi içeri çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girip küfür etmeye başladı.
Talha Kaan İzal’ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" sözleriyle uyarması üzerine arbede çıktı. Saldırıya uğrayan anne ve oğlu darbedildi. Yıldırım, yüzüne ve vücuduna aldığı ağır darbeler sonucu ağır yaralandı; yüzünde çok sayıda kırık ve kaburgasında çatlak tespit edildi. Hastanede tedavi görüp çok sayıda ameliyat geçirdikten sonra taburcu oldu.
Soruşturma ve tutuklama süreci
Soruşturma kapsamında Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ve Sema K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Geçtiğimiz cuma günü görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile müşteki Meryem Yıldırım ve oğlu Talha Kaan İzal hazır bulundu. Sanıklar suçlamaları reddetti.

Mahkemenin kararı ve tarafların tepkisi
Mahkeme heyeti, Kürşat G.’nin tutukluluk halinin devamına, diğer iki sanığın ise adli kontrol tedbirlerinin sürdürülmesine hükmederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Duruşma sonrası konuşan Meryem Yıldırım, olayın kendileriyle ilgisi olmayan başka bir kavganın yansıması olduğunu belirtti.
“Şuan sağ kulağım duymuyor. Gözümde görme kaybı var. Konuşma bozukluğum vardı, biraz tedavi ve terapi ile düzeldi. Biraz daha iyiyim. İçimde hala bazı şeyler devam ama dışta biraz toparladım. Saçlarım uzadı. Kendime dönmeye çalışıyorum. Psikolojik tedavi hala devam ediyor.”
Meryem Yıldırım, sanıkların mahkemedeki ifadelerinde gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, “İfadede daha çok, sanıklardan Sema Hanım ile benim aramda tartışma olduğunu ve merdivenden düştüğümü, kendilerinin suçsuz olduğunu söylüyorlar ama benim sanık Sema ile sadece, bana küllük fırlattığı için benim ona temasım oldu. Sadece saçlarımızı tuttuk. Onun dışında zaten ben, Kürşat ve Emrah tarafından darbedildim.” diye konuştu.

Avukattan “öldürmeye teşebbüs” vurgusu
Meryem Yıldırım’ın avukatı Murat Ustabaşı, müvekkilinin aldığı darbelerin ölümcül nitelikte olduğuna dikkat çekti. Ustabaşı, “Müvekkilin kafasında 60 dikiş var. Yüzünde kırılmamış kemik kalmamış ve bir gözünde de görme kaybı var. Bunlar herhangi birinin ölümüne yetecek kadar ağır yaralamalar. Bizim beklentimiz öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanmalarıydı ancak dava ‘neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama’ suçundan açıldı.” ifadelerini kullandı.
Ekim ayında Adli Tıp Kurumundan alınacak kati raporun sürece ışık tutacağını belirten avukat Ustabaşı, diğer iki sanığın da tutuklanmasını talep ettiklerini ancak adli kontrol kararının devam ettiğini sözlerine ekledi.

Oğuldan “söz hakkı alamadım” isyanı
Olayda darbedilen Talha Kaan İzal ise bu davada müşteki olarak yer alamamanın yarattığı mağduriyeti dile getirdi. İzal, “Müşteki olarak duruşmada bulunamadım, bana söz hakkı doğmadı. Ben de darp raporu aldım, hastanelerde süründük ama kendimi ifade edemedim. Şikayetçi olmama rağmen savcılık böyle uygun görmüş.” dedi.
Mahkemenin ertelenen duruşmasının ilerleyen aylarda yapılması beklenirken, kamu vicdanını yaralayan olayla ilgili gelişmeler takip edilecek.




