Ülke genelinde son dönemde artış gösteren sismik hareketlilik, gözleri yeniden yer bilimcilerin açıklamalarına çevirdi. Deprem konusundaki net analizleriyle tanınan Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı son paylaşımla karar alıcı mekanizmaları zaman kaybetmeden göreve davet etti. Türkiye'nin birçok noktasında irili ufaklı sarsıntıların sürekli kaydedildiğini hatırlatan deneyimli isim, asıl büyük tehlike kapıya dayanmadan önce yapısal dönüşümün başlatılması gerektiğinin altını çizdi.
DEPREM DİRENÇLİ KENTLER İÇİN 15 YILLIK HEDEF
Prof. Dr. Görür, açıklamasında devletin gücünün ve imkanlarının bu devasa dönüşümü sağlamaya fazlasıyla yeteceğini belirtti. Merkezi bir planlamayla 10 ile 15 yıl içerisinde deprem dirençli kentlerin sıfırdan inşa edilebileceğini belirten Görür, vatandaşların can güvenliğinin kalıcı şehircilik adımlarıyla güvence altına alınabileceğini söyledi.

YOZGAT'TAKİ DEPREM TEHDİDİ OLAN YERLER
Görür'ün bu açıklamasının ardından Yozgat'ta yaşayan vatandaşlar şehirdeki deprem tehdidinin boyutunu araştırmaya başladı. Türkiye'nin deprem haritasında genellikle 3. derece riskli bölgeler arasında gösterilen Yozgat'tan herhangi bir fay hattı geçmiyor. Buna karşın Kuzey Anadolu Fay Hattı'na yakınlığı sebebiyle şehirde deprem riski bulunuyor. 1939 yılındaki büyük Erzincan depreminin Yozgat'ın Akdağmadeni ve Çekerek ilçelerinde yarattığı ağır yıkım, dış kaynaklı depremlerin bölgedeki etkisini kanıtlıyor.
VADİ TABANLARINDAKİ ZEMİN BÜYÜTMESİ TEHLİKESİ
Özellikle Yozgat merkez ilçesinin coğrafi yerleşimi ve mevcut şehirleşme modeli tehlikenin boyutunu değiştiren en büyük etken. Şehrin dar bir vadi içerisine kurulmuş olması, komşu illerde veya Kuzey Anadolu Fay Hattı'nda meydana gelebilecek şiddetli bir depremin sarsıntılarını doğrudan iletiyor. Sismik dalgaların vadi tabanında yavaşlayarak "zemin büyütmesi" yaratması, fay hattı geçmese dahi bu bölgelerdeki yüksek katlı binaları büyük bir riskle karşı karşıya bırakıyor.



