Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise Denizli ve çevresindeki Pamukkale Fayı’na dikkat çekerek, bu fayın 6 ile 6,5 büyüklüğü arasında bir deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu savundu.
AFAD verilerine göre 24 Eylül 2026’da saat 10.40’ta merkez üssü Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesi olan 5,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntının derinliği 7 kilometre olarak kaydedildi.

Depremin ardından Türkiye’deki aktif fay hatları ve olası deprem riskleri yeniden gündeme gelirken, uzmanların geçmiş ve güncel değerlendirmeleri de yakından takip edilmeye başlandı.
Üşümezsoy’dan Pamukkale Fayı Uyarısı
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 2026 yılında yaptığı değerlendirmelerde deprem açısından takip edilmesi gerektiğini belirttiği bölgeler arasında Pamukkale-Denizli hattını öne çıkardı.
Üşümezsoy, Pamukkale Fayı için 6 ile 6,5 büyüklüğü arasında bir deprem potansiyelinden söz etti. Denizli'deki açıklamasında ise bölgede en az 6 büyüklüğünde, 6,5'e doğru giden bir deprem olabileceğini ifade etti.
Fay Hattı Buldan-Pamukkale-Denizli Hattında
Üşümezsoy’un değerlendirmesine göre söz konusu fay sistemi Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Denizli çevresinde uzanıyor.

Yerbilimci, bölgede son dönemde meydana gelen 5 ve üzerindeki depremlere dikkat çekerek fayın izlenmesi gerektiğini savundu. Bu değerlendirmeler, Üşümezsoy’un kendi bilimsel yorumları olarak aktarılıyor.
MTA’nın 2026 Diri Fay Haritası Güncellendi
Öte yandan Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), 2026 tarihli Türkiye Diri Fay Haritası’nı yayımladı. Haritanın bilimsel kaynağı MTA’nın 2026 tarihli Türkiye Diri Fay Haritası, Özel Yayın Serisi-60 çalışması olarak gösteriliyor.
Bu nedenle deprem riski değerlendirilirken tek bir uzmanın açıklamasının yanı sıra, resmi diri fay haritaları ve farklı uzmanların bilimsel çalışmaları da dikkate alınıyor.
“Deprem Olacak” Şeklinde Kesin Tarih Verilemez
Depremler için belirli bir tarih ve kesin büyüklük öngörüsü yapmak mümkün değil. Üşümezsoy’un Pamukkale Fayı'na ilişkin açıklaması da bir risk değerlendirmesi olarak ele alınmalı; belirli bir zamanda mutlaka deprem meydana geleceği şeklinde yorumlanmamalı.
Bölgedeki deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde MTA’nın diri fay haritaları, AFAD verileri ve güncel bilimsel çalışmalar önem taşıyor.


