TBMM Genel Kurulunda görüşülen yeni torba yasa teklifi, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) gelir yapısında köklü bir dönemi başlatıyor. Hazırlanan yasa tasarısı, yıllardır kurumun kasasına düzenli kaynak sağlayan "devlet katkısı" mekanizmasını mevzuattan tamamen siliyor. Bugüne kadar vatandaşın ödediği her primin dörtte biri (yüzde 25) oranında kuruma aktarılan otomatik güvence, yeni dönemde yerini ihtiyaca bağlı bütçe transferlerine bırakacak. Ekonomik dengeleri doğrudan etkileyen bu hamleyle birlikte, devletin sosyal güvenlik şemsiyesini fonlama biçimi kökünden değişiyor.
SGK'YA DEVLET DESTEĞİ KALKTI MI?
Konunun detaylarını Radyo Sputnik'te yayınlanan Çalışma Hayatım programında anlatan SGK Uzmanı Melis Elmen, atılan adımın sıradan bir yasa maddesi olmadığını vurguladı.
Hükümet cephesi bu düzenlemeyi bütçe disiplini ve muhasebesel bir teknik hamle olarak nitelendiriyor. İhtiyaç duyulan anlarda farklı bütçe kalemleri üzerinden nakit akışının süreceği, yetkililerce savunuluyor. Sürecin işleyişini inceleyen uzman isim, eski sistemle yeni tasarı arasındaki farkı şu doğrudan alıntıyla kamuoyuna aktardı:
“Düzenlemeyle birlikte kanunda yer alan bu devlet katkısı ifadesi kaldırılıyor. Yani yıllardır yürürlükte olan ibare tamamen kalkıyor. SGK belirli dönemlerde tahsil edilen primin bir kısmını devlet katkı olarak yapıyordu. İleride bana ödeyeceği maaş için ödediği her primin 4’te 1’i oranında SGK’ya destek yapılıyordu. Peki devlet artık SGK’ya hiç mi para vermeyecek? Hükümetin açıklamasına göre bunun bir kaynak kesintisi olduğunu görüyoruz. Ama gerçekte bunun tamamen teknik ve muhasebesel bir düzenleme olduğunu belirtiyorlar. Devlet SGK’yı desteklemeye devam edecek, sadece bu destek farklı bir bütçe kalemi üzerinden ve gerekli zamanlarda gösterilecek gibi bir açıklama var.”
UZUN VADELİ RİSKLER VE SİSTEMİN GELECEĞİ
Yasal güncelleme, kısa vadede doğrudan vatandaşın günlük hayatına etki etmiyor. Emekli maaşlarında veya aylık prim ödemelerinde şimdilik herhangi bir olumsuzluk öngörülmüyor. Sosyal güvenlik mimarisinin onlarca yıllık uzun vadeli projeksiyonlarla ayakta kaldığını hatırlatan Elmen, otomatik fonlamadan vazgeçilmesinin ilerleyen yıllarda kurumsal yapıda farklı zafiyetler doğurabileceği uyarısında bulundu. Uzmana göre bugün atılan teknik bir muhasebe adımı, gelecekteki emeklilerin güvencesi açısından yakından izlenmesi gereken ciddi riskler taşıyor.





